Otelcilerden yeni yangın yönetmeliğinin uygulanabilmesi için kredi talebi geldi
İzmir Otelciler Odası öncülüğünde düzenlenen toplantıda, konaklama tesislerini ilgilendiren yeni yangın yönetmeliği, denetim süreçleri ve sektörün uyum sorunları masaya yatırıldı.
ALPER TEMİZ / İzmir Otelciler Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Yangın Yönetmeliği Bilgilendirme Toplantısı”, kamu kurumları, yerel yönetimler ve turizm sektörü temsilcilerinin geniş katılımıyla yapıldı. Toplantıda, konaklama tesislerini yakından ilgilendiren yangın güvenliği mevzuatındaki güncel düzenlemeler, uygulama esasları ve işletmelerin uyum süreci ele alındı. Toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, ETİK Başkanı, TÜROFED Başkan Yardımcısı ve TGA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Şube Müdürü Yaşar Korkmaz ve İzmir Otelciler ve Yurt İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı İbrahim Veral katıldı.
İzmir Otelciler ve Yurt İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı İbrahim Veral, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, "Sektör temsilcileri olarak temel gayemiz, bu değişim sürecini işletmelerimize ağır yükler bindirerek değil; belediyemiz ve ilgili kurumlarımızla tam bir dayanışma içerisinde yönetmektir" diyerek iş birliğinin önemine değindi.
"Yangın kader değil, önlemler hayatidir"
Toplantıda konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, yangın güvenliğinin bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Kartalkaya yangınının bir milat olduğunu hatırlatan Yıldır, "İhmalin, denetimsizliğin bedeli çok ağır. Büyük kayıplar verdiriyor, büyük acılar yaşatıyor. Yangın kader değildir, önlenebilir bir felakettir. Bir kapı kilidi, çalışmayan bir alarm hayatla ölüm arasındaki mesafedir" dedi. Yıldır, belediyenin amacının ceza kesmek değil, güvenli turizm ortamını sağlamak olduğunun altını çizdi.
Yıldır, "Konuştuğumuz şey temel olarak can güvenliği. Aslında en fazla özen gösterdiğimiz konu bu. Yangın güvenliği mevzuatının uygulanması tamamen yaşamsal bir konu. Kartalkaya yangını bu ülkede gerçekten bir milat oluşturdu. Yangın olsun, diğer afetler olsun; bugün de sel afetleri yaşıyoruz biliyorsunuz, Şubat'ın 12'si ve 13'ü için özel uyarılar aldık. Bir anda oluyor her şey ama acısı, telafisi çok uzun zamanlar alabiliyor. Bazen de telafisi olmuyor. İşte o kısacık anlar için birtakım önlemler almamız gerekiyor. Bugün de aslında konuşmaya çalıştığımız şey bu ve Kartalkaya örneği de aslında bizi bu konuda uyaran en büyük örnek.
Bildiğiniz gibi 2002 yılında yürürlüğe giren yangın yönetmeliğinde, konaklama yapıları için Kartalkaya yangınından sonra değişiklikler yapıldı. Binaların yüksekliğine ve yatak sayısına bağlı olarak olması gereken çıkış sayılarında, merdiven özelliklerinde, yangın güvenlik sistemlerinde yeni düzenlemeler isteniyor. Tesis yönetimlerine gerekli düzenlemeleri yapmaları için Mayıs ayına kadar süre verildi. İtfaiye Daire Başkanlığımız bu konuda teknik ayrıntılar hakkında bilgi verecek birazdan.
Yangın önlemleri için neler yapmak gerekiyor?
Bunları üç temel başlık altında topluyoruz. Birincisi yapısal önlemler: Kaçış merdivenleri çalışır durumda olacak, yangın kapıları kilitli olmayacak, kaçış yolları daraltılmayacak. İkinci başlık yangın algılama sistemleri: Sistem çalışacak, alarm susturulmayacak, sprinkler, yangın dolabı, söndürücü yerinde ve bakımlı olacak. Yangın güvenliğinde üçüncü başlık da insan: Personel eğitimli olacak, düzenli tatbikat yapılacak, herkes acil durumlarda ne yapacağını, kimlerle ne tür ilişkiler kuracağını biliyor olacak. Unutmayalım, en iyi sistemi bile kurmuş olsak çalıştırılmadığı takdirde sonuç felaket oluyor" dedi.
"Sektörden 'makul süre ve destek' talebi"
ETİK Başkanı, TÜROFED Başkan Yardımcısı ve TGA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler ise sektörün yaşadığı zorluklara dikkat çekti. 30 yıllık binalardan bir yıl içinde güncel mevzuata tam uyum beklenmesinin yarattığı sıkıntıları dile getiren İşler, "30 yıldan beri denetlenmemişiz. Nasıl oluyor da bir yılda bunların hepsini bizden istiyorsunuz? 30 yılın ağırlığını bir yılda tamamlamayalım, bize makul bir süre verilsin. Büyük ihtimal mayıs ayında yeni bir yasa çıkıyor, derlenmiş, toplanmış, güncel bir yasa. Ama bugünkü şartlardan daha ağır bir yasa gelecek. O yasa içinde bize makul bir süre daha verilecek bence. İnanmayın bana ama bence diyorum. 31.12.2026'ya kadar 'yapan yaptı, yapmayan bu işte olmasın' diyecekler.
Burada devletin bir merhameti, bir vicdanı, bir anlayışı olmasına sığınıyoruz. Yerel yönetimler maalesef yukarıdan gelen mevzuatı uyguladıkları için onlar zaten mevzuat dahilindeki gri alan neyse, mevzuat ve kanun dahilinde olanı ellerinden geldiğince arkalarına bırakmıyorlar. Bu arada da bir kredi istiyoruz; inşallah düşük bir kredi, sadece bu işte kullanalım diye. 30 yılın ağırlığını bir yılda tamamlamayalım, bize de makul bir sürede bunu içselleştirelim ve kendi kendimize geçip gidelim istiyoruz" ifadelerini kullandı. İşler, işletmelerin kapanma riskiyle karşı karşıya kalmaması için düşük faizli kredi desteği ve geçiş süreci talebinde bulundu.
"Amacımız işletmeleri kapatmak değil, standartları yükseltmek"
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Şube Müdürü Yaşar Korkmaz da teknik süreçler ve denetimler hakkında bilgi verdi. Personel yetersizliğine rağmen yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirten Korkmaz, "Amacımız bu geçiş döneminde hiçbir otelimizin veya işletmemizin operasyonel olarak zarar görmemesini sağlamaktır. Maalesef toplum içerisinde bir kanı var, bizi şu an bu işin tam ortasındayız. Çok suçlanıyoruz, hep 'itfaiye, itfaiye' diyor. Hatta Levent Başkanım da yelkenimizi biraz kıstı, 'çok uzatıyorsunuz süreyi' dedi. Şunu da söyleyeyim sürelerle ilgili arkadaşlar; Türkiye'de şu an 16 milyon nüfusu var İstanbul'un, 55 kişiyle çalışıyor İtfaiye Denetim Önleme ve Şube Müdürlüğü. Bizim 4,5 milyon nüfusumuz var, biz şu an 65-70 kişiyle çalışıyoruz arkadaşlar. Yeni bir organizasyona gittik, değişiklik yaptık, personel değişikliği. Neticede bu teknik bir sorun. İnanın her şey olmuyor. Mümkün mertebe yetişmeye çalışıyoruz.
Şu an İzmir'de 5.000'e yakın konaklama tesisi var. 5.000'e yakın. Bize günlük olarak 50-60 dosya girişi oluyor. 50-60 dosya ne demek? Her bir mükellefe, işletmeye bir sefer gideceksiniz, konumlar alındığı için ihtarname vereceksiniz. 30 gün süre veriyorsunuz. 30 gün süre içerisinde mükellef diyor ki 'Ben bu işi bitirdim dün, hadi gelin' diyor. Biz gidiyoruz arkadaşlar, bitirmemiş. Bir ihtarname daha veriyoruz. Onu da kaldırdık şimdi, tek ihtarname veriyoruz. Ondan sonra, Başkanımın dediği gibi haklı olarak süre uzuyor. Bu konuda bizi maruz görün.
Daha sonra resmi kurumlar, belediyeler, organize sanayi bölgeleri, gelen projeleri güvenliğin mevzuatı yönünden incelemek, görüş bildirmek ve plan yapmak. Yapıyla ilgili... Türkiye'de şu an İzmir ilinde var; projenizi getiriyorsunuz, bu konuyla ilgili bir proje amirliğimiz var. Başında bir amirimiz, yanında mimarlar var, mühendisler var. Bir yapı yapacaksınız, diyorsunuz ki 'ya ben bu itfaiyeyle başım belaya girecek, ben ne yapmam lazım?'
Çünkü sizin mimarlarınız ilk başta bu yönetmeliği tam olarak algılayamıyor. Getiriyorsunuz arkadaşlar bize, meclisimizin almış olduğu bir karar var, belli bir ücret yatırıyorsunuz. Bizim proje amirimiz bunu inceliyor ve size teslim ediyor. Siz ne yapıyorsunuz? Ruhsat aşamasında hiçbir problem yaşamıyorsunuz. Bunu çok insan bilmiyor, çok sanayici bilmiyor. Bunu buradan size lanse edelim" dedi.
Korkmaz, denetimlerde karşılaşılan ihmallere de dikkat çekerek, ruhsat sonrası yapılan izinsiz değişikliklerin ve eğitimsizliğin yarattığı risklere vurgu yaptı.
Bakmadan Geçme



