• Haberler
  • Gündem
  • Sessiz tehlikeye dikkat: İşitme kaybında erken tanı hayat değiştiriyor

Sessiz tehlikeye dikkat: İşitme kaybında erken tanı hayat değiştiriyor

İzmir'deki SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapan odyologlar, Dünya İşitme Günü kapsamında işitme kaybına karşı farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bilgiler paylaştı. Uzmanlar, özellikle yenidoğan döneminde yapılan taramaların çocukların geleceği açısından kritik olduğunu vurguladı.

Dünya İşitme Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan odyologlar Erdem Kaya, Furkan Yıldırım ve Sedanur Aslan, işitme kaybının çok hafif dereceden çok ileri derecelere kadar değişebilen bir işitme yetersizliği olduğunu belirtti. Uzmanlar, işitme kaybının en sık görülen doğumsal bozukluklardan biri olduğuna dikkat çekti.


Odyologlar, doğumsal işitme kaybı bulunan bebeklerde yalnızca işitmenin değil; dil ve konuşma gelişimi başta olmak üzere sosyal, bilişsel ve psikolojik gelişim alanlarının da olumsuz etkilenebileceğini ifade etti. İşitme kaybının ne kadar erken dönemde ortaya çıkarsa, çocuğun gelişimini o ölçüde daha fazla etkileyebileceğini vurgulayan uzmanlar, erken tanı ve müdahalenin büyük önem taşıdığını söyledi.


Uzmanlara göre işitme kaybı bulunan bir bebeğin erken dönemde tespit edilmesi, gerekli tedavi ve rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesi çocuğun gelişimi açısından kritik rol oynuyor. Bu nedenle yenidoğan döneminde yapılan işitme tarama testleri büyük önem taşıyor. Türkiye’de de uygulanan yenidoğan işitme taraması, işitme kaybının erken dönemde tespit edilmesini sağlayan ilk adımlardan biri olarak kabul ediliyor.

 

Gebelik ve doğum sürecindeki bazı durumlar risk oluşturabiliyor

Odyologlar, işitme kaybı riskinin yalnızca doğumdan sonra değil, gebelik döneminden itibaren değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Anne adayının hamilelik sırasında kullandığı bazı ilaçlar, geçirdiği bulaşıcı hastalıklar ya da yüksek tansiyon, diyabet ve böbrek yetmezliği gibi sistemik hastalıkların bebekte işitme kaybı riskini artırabileceği ifade edildi.
Uzmanlar ayrıca doğum sırasında yaşanan bazı komplikasyonların da işitme sağlığını etkileyebileceğini söyledi. Bebeğin doğum sırasında oksijensiz kalması, doğum sonrasında solunum güçlüğü yaşaması, çok düşük doğum ağırlığı ile dünyaya gelmesi veya uzun süre yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kalmasının risk faktörleri arasında yer aldığı vurgulandı. Bunun yanı sıra kafa ve kulak yapısındaki bazı doğumsal anomalilerin de işitme kaybına yol açabileceği belirtildi.

 

Doğum sonrası belirtilere dikkat edilmeli

Uzman odyologlar, doğumdan sonra ortaya çıkan bazı sağlık sorunlarının da işitme kaybı açısından takip edilmesi gerektiğini ifade etti. Yüksek ateşle seyreden ciddi hastalıklar, kan değişimi gerektirecek düzeyde sarılık ya da damar yoluyla verilen bazı ilaçların işitme üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği dile getirildi.
Odyologlar, bebeğin işitme tarama testinden geçmiş olsa bile risk faktörü taşıması durumunda ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirtti. Sağlık personelinin önerileri doğrultusunda belirli aralıklarla ileri tanı merkezlerine başvurulmasının önemine değinen uzmanlar, erken tanı sayesinde işitme kaybının etkilerinin önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti.
Uzmanlar, ebeveynlere şu mesajı verdi: “İşitme kaybı erken fark edildiğinde tedavi ve rehabilitasyon süreçleri çok daha başarılı oluyor. Bu nedenle ailelerin hem gebelik döneminde hem de doğum sonrasında risk faktörlerine karşı bilinçli olması büyük önem taşıyor.”

 

Dokuzda 9 - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme