FEMİNİZM KADIN HAREKETİMİ
ADEM ÖRENGÜL
Değerli okurlarım, ben feminizmi erkek düşmanlığı gibi düşünüyordum... Meğer feminizm temelde erkek düşmanlığı değilmiş! Çoğu feminist kaynak, akademik çalışma ve tanım, mesela Bell Hooks gibi isimler feminizmi "cinsiyetçiliği, cinsiyetçi sömürüyü ve baskıyı sona erdirmeye çalışan hareket" olarak açıklıyor. Yani amaç eşitlik, üstünlük değil. Hatta araştırmalar gösteriyor ki feminist kadınların erkeklere karşı tutumu, feminist olmayan kadınlardan daha olumsuz değil... Hatta bazı yerlerde daha pozitif bile çıkıyor. Yani "erkek düşmanı" diye genelleme büyük ölçüde bir algı yıllardır dolaşıyor. Peki neden bu kadar kadın "erkek düşmanı" gibi algılanıyor? İşte ana sebepler;
Bazı aşırı sesler ve radikal örnekler öne çıkıyor. Her hareket gibi feminizmde de uçlarda "tüm erkekler zehirlidir" tarzı diyenler var. Bunlar azınlık ama sosyal medyada, haberlerde en çok bunlar yayılıyor. Bütün feminizmi temsil ediyormuş gibi algılanıyor. Patriyarkal sistem eleştirisi erkeklere saldırı gibi geliyor. Feminizm "ataerkillik" denen sistemi sorguluyor ve erkeklerin tarihsel olarak daha fazla güç sahibi olduğu, kadınları baskılayan roller, beklentiler vs. Bunu duyunca bazı erkekler "Beni mi suçluyorsun?" diye savunmaya geçiyor. Oysa sistem eleştirisi, tüm erkekleri suçlamak değil. Aynı şekilde toksik erkeklik denince de "Erkek olmak kötüymüş" sanılıyor ama aslında bu baskıcı kalıplar herkesi yıpratıyor..
Yıllardır antifeminist çevreler "feminist" diye pompalıyor. Bu da işe yarıyor, çünkü insanlar genelde yüzeysel bakıyor. Türkiye'de "feminizm" erkek düşmanlığı sanılması" diye algılarla dolu, çoğu yanlış anlaşılmadan kaynaklanıyor. Kişisel deneyimler ve öfke. Bazı kadınlar şiddet, taciz, ayrımcılık yaşamışsa "erkeklerden nefret ediyorum" diyebiliyor! Bu anlaşılır bir tepki ama genelleme yanlış. Feminist hareketin tamamı bu değil, çoğu "sistem değişsin, herkes özgür olsun" diyor.. Kısacası; Feminist kadınların "erkek düşmanı" gibi görünmesinin sebebi genelde yanlış algı, azınlık ve aşırı sesler sistem eleştirisinin kişisel saldırı sanılması. Gerçek feminizm erkekleri yok etmek değil, herkesi özgürleştirmek istiyor. Erkekleri de dahil.
Kadın hakları savunuculuğu genelde somut, pratik eşitlik taleplerine odaklanıyor. Şiddete karşı koruma, eşit ücret, eğitim hakkı, nafaka düzenlemesi, erken evlilik mağdurları vs. Bunları savunmak için illa "feminizm" diye bir ideolojiye bağlı olmak zorunda değildir. Mesela KADEM gibi dernekler açıkça "Kadın haklarını savunmak feminizme has değildir" diyor. Aile yapısını korurken kadın haklarını da savunduklarını söylüyorlar. Veya bazı dindar ve muhafazakâr çevrelerde "İslam'da kadın hakları zaten var, biz onu savunuyoruz ama feminist değiliz" diyenler var. Toplumsal cinsiyet rollerini, patriyarkal sistemi, ataerkilliği kökten sorgulayan bir bakış açısı. Yani "Kadınlar erkeklerle eşit olsun"dan öte, "Neden kadınlar ev işi yükünü çekiyor? Neden taciz normalleşiyor? Neden erkeklik toksik olabiliyor?" gibi sistematik eleştiriler getiriyor. Bazı feministler, özellikle radikaller aile yapısını bile sorgulayabiliyor, bu da muhafazakar kesimde "feminizm erkek düşmanlığı ve aile düşmanlığı" algısını yaratıyor.
Türkiye'de bir çalışma yapılmış (ODTÜ Psikoloji'den), insanlara aynı soruları "kadın hakları savunucusu" diye sorunca daha olumlu cevaplar geliyor, "feminist" diye sorunca daha olumsuz. Yani etiket fark yaratıyor. İnsanlar kadın haklarını destekliyor ama "feminist" kelimesinden kaçınıyor. Fakat kadın istihdamını destekliyor. Kadın istihdamı artınca GDP yükseliyor: IMF'ye göre gelişmekte olan ülkelerde iş gücü piyasasındaki cinsiyet açığı kapansa GDP %8-23 artması öngörülüyor. Dünya Bankası da benzer açıklamaları var. Kadınların işe eşit erişimiyle küresel büyüme hızlanır, yoksulluk azalır, deniliyor.
Sonuç olarak, feminizm bir erkek düşmanlığı değil, kadınların toplumdaki yerini belirlemek istiyor. Kadın liderliği olan şirketler daha karlı, daha yenilikçi ve daha çevre dostu oluyor. Kadınlar eşit haklara, eğitime, işe erişince para harcıyor, çocuklarını eğitiyor, girişim yapıyor, tüm toplum kalkınıyor.