Umutcan Akbulut

YENI HAYATTA FARKLI UMUTLARLA YAŞAMAK

Umutcan Akbulut

Günümüz ekonomisi bize çok net bir şey gösteriyor kıymetli okur Aynı sokakta yürüyen iki insan, bambaşka iki ruh hâliyle yaşıyor. Birinin cebinde umut yok, diğerinin cebinde para az ama inancı var. Asıl fark burada başlıyor.

Bir kesim var; “Zaten olmayacak” diyor. Ev mi? Hayal. Araba mı? Lüks. Bu düşünce insanı öyle bir noktaya getiriyor ki, yarını tamamen siliyor. “Bir daha mı geleceğiz dünyaya?” diyerek eline geçen ne varsa anında harcıyor. Bugün var, yarın yok. Çünkü yarına dair bir bağ kuramıyor. Bu bir savurganlık değil aslında, bu bir vazgeçmişlik hâli.

Diğer tarafta ise hâlâ direnenler var. “Az da olsa kenara koyarım” diyenler. “Bu para yatırımdır, bu birikimdir” diye düşünenler. Belki büyük paralar değil ama düzenli, sabırlı, inatçı. Umudu küçük ama canlı tutan insanlar bunlar. Onlar şuna inanıyor: Şartlar zor olabilir ama kontrol tamamen bende olmasa da tercihlerim hâlâ benim.

Kıymetli okur, acı bir gerçeği söyleyeyim: Sen bu iki taraftan birindesin. Ortası yok. Bunu da bugün aldığın kararlarla, yaşam biçiminle zaten seçmiş bulunuyorsun. “Ben kararsızım” dediğin an bile bir tarafı seçiyorsun. Çünkü sistem seni boşlukta bırakmıyor. Sen ne yaparsan yap, ne yapmış olursan ol, önceden çizilmiş bir çarkın içine dahil oluyorsun.

Bir de şu gerçek var ki, belirli bir kesim ağır çalışma şartları altında, geçinmesi mümkün olmayan ücretlerle çalışıyor. Sabah çıkıyor, akşam dönüyor; ama ay sonu hâlâ eksi. Bu insanlara “neden birikim yapmıyorsun?” demek büyük haksızlık. Çünkü mesele irade değil, matematik. Hesap tutmuyor. Bu noktada ne kendine olan inanç kalıyor ne de bu düzene. İnsan sadece hayatta kalmaya odaklanıyor.

Üzgünüm ama gerçek bu! Kimileri her şeyin farkında olduğu hâlde çaresizce yaşamını sürdürüyor. Kimileri ise hâlâ hamster tekerleğinde koştuğunu fark etmiyor. Çok çalışıyor ama yerinde sayıyor. Yoruluyor ama ilerlediğini sanıyor. O tekerlek dönüyor, sen de dönüyorsun ama bir adım ileri gidemiyorsun.

Burada çok önemli bir yanılgı var. Bilgi ile kazancı aynı kefeye koymak. Çok şey bilmek, çok para kazanmak anlamına gelmiyor. Üniversite bitirmek, kitap okumak, entelektüel olmak; bunlar değerli ama otomatik olarak refah getirmiyor. Çünkü bu sistem bilgiyi değil, bilgiyi paraya çevirme becerisini ödüllendiriyor. Acı ama gerçek.

O yüzden mesele sadece ekonomi değil, mesele zihniyet. Mesele “ben bu düzenin neresindeyim?” sorusuna dürüstçe cevap verebilmek. Harcayarak mı rahatlıyorsun, biriktirerek mi güçleniyorsun? Kader deyip akışa mı bırakıyorsun, yoksa küçük de olsa bir kontrol alanı mı yaratıyorsun?

Son söz şu olsun kıymetli okur; Bugün aldığın küçük kararlar, yarın hangi tarafta olacağını belirliyor. Çarkın içinde ezilen mi olacaksın, yoksa çarkın nasıl döndüğünü anlayıp kendine bir yol mu açacaksın?

Fakat şunu da unutma! Her ne yaparsan yap başarı ihtimalin hiçbir zaman yüzde yüz olmayacak…

Yazarın Diğer Yazıları