'Çağlayan Adliyesi adaletin değil, adaletsizliğin adresi'
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'in gözaltına alınmasına tepki gösteren CHP heyeti, İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, süreci 'organize kötülük' olarak nitelendirerek sert sözlerle eleştirdi.
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in gözaltına alınmasını protesto etmek amacıyla Aydın’dan İstanbul’a gelen CHP örgütleri, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Genel Koordinatörü ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, sürecin siyasi olduğunu savunarak sert açıklamalarda bulundu.
Tezcan, yaşananları “organize kötülük” olarak nitelendirirken, yargı sürecine ilişkin ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
“Bu, Özlem Çerçioğlu’nun transfer bedelidir”
Yaşananların siyasi bir pazarlığın sonucu olduğunu öne süren Tezcan, Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’e yönelik işlemlerin Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu üzerinden yürütülen bir hesaplaşma olduğunu iddia etti.
Tezcan, “Ömer Günel'e yaşatılanlar, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun siyasi transfer bedelidir. Kendi husumetlerini ve başarısızlıklarını örtmek için belediye başkanlarımızın hürriyetini pazarlık masasına sürenlerin saltanatı elbet sona erecektir” dedi.
“Fiil Kuşadası’nda, yargılama neden İstanbul’da?”
İstanbul Adliyesi’nin son dönemde hukukun değil hukuksuzluğun simgesi haline geldiğini savunan Tezcan, soruşturmanın yetki alanını da sorguladı.
“Son bir buçuk yıldır Çağlayan Adliyesi hukuku değil, hukuksuzluğu ve kumpasları temsil eden bir eziyet düzenine dönüşmüştür” diyen Tezcan, “Türkiye'nin dört bir yanından belediye başkanlarının, bürokratların ve aydınların yolu bu adliyeye düşürülüyor. Biz buraya adalet aramaya değil, adaletsizliğe itiraz etmeye geldik” ifadelerini kullandı.
Dosyanın İstanbul’da yürütülmesini de eleştiren Tezcan, “İddia edilen fiillerin Kuşadası'nda geçtiği söyleniyor. Peki bu dosyanın İstanbul Adliyesi ile ne ilgisi var? Devlet, siyasi muhterislerin küçük hesaplaşmalarının malzemesi haline getirilemez” dedi.
Soruşturma dosyasındaki gizlilik kararına da tepki gösteren Tezcan, savunma hakkının kısıtlandığını savundu. Tezcan, “Arkadaşlarımızı suçluyorlar ama delil sorduğumuzda ‘gösteremem’ diyorlar. Dosyaya erişim imkanı tanınmıyor. Ortada ciddi hiçbir delil yok. Bir müdüre Temmuz ayında para alıp iskan ruhsatı verdiği iddia ediliyor; oysa o müdür, yedi ay önce Ocak ayında bu ruhsatı resmi kayıtlara uygun şekilde onaylamış. Yalancı ifadelerle kurgulanmış bir tezgahla karşı karşıyayız” diye konuştu.
Açıklamasının sonunda yetkililere çağrıda bulunan Tezcan, “Devlet, itibarını yukarıda tutmakla yükümlüdür. Eğer devleti bu hale getirirseniz, kendi makamınızı ve itibarınızı da sorgulanır kılarsınız. Adaletten ümidimizi kesmedik; arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını bekliyoruz” dedi.
Bakmadan Geçme