- Haberler
- Genel
- Faysal Acar'dan skandal açıklamalar: 'Haluk Levent peynircilerimizi de kıskaca aldı, müdahale ettik'
Faysal Acar'dan skandal açıklamalar: 'Haluk Levent peynircilerimizi de kıskaca aldı, müdahale ettik'
İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar, deprem döneminde bazı peynir üreticilerinin ve toptancıların büyük ölçekli alımlar ve karşılıksız çekler nedeniyle mağdur edildiğini öne sürdü. Acar, yardım duygusunun ticari güven ilişkisini gölgede bıraktığını savunarak sektör temsilcilerine yıllardır yaptığı uyarıları yeniden gündeme taşıdı.
Haberin Özeti
- • İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar, deprem döneminde bazı peynir üreticilerinin ve toptancıların büyük ölçekli alımlar ve karşılıksız çekler nedeniyle mağdur edildiğini öne sürdü. Acar, yardım duygusunun ticari güven ilişkisini gölgede bıraktığını savunarak sektör temsilcilerine yıllardır yaptığı uyarıları yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye'nin en büyük felaketlerinden birinin ardından deprem bölgesine uzanan yardım koridorları kurulurken, bazı ticari ilişkilerin de o koridorların gölgesinde şekillendiği iddia edildi. İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı Faysal Acar, deprem günlerinde yaşanan bazı ticari süreçlere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Acar'ın iddiasına göre, o dönemde piyasa değeri yaklaşık 5 bin lira seviyesinde bulunan peynir tenekeleri için 7 bin liralık tekliflerle piyasaya girildi ve kısa sürede yüksek miktarlı ürün talepleri oluşturuldu. İddiaya göre, yardım amacıyla deprem bölgesine gönderileceği belirtilen ürünler için vadeli ve şahıs çekleri kullanıldı.
Yardım duygusu ile ticari güven aynı masada buluştu
Faysal Acar, sektör temsilcilerinin deprem atmosferinde ticari reflekslerden çok vicdani reflekslerle hareket ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu:
"Deprem günlerinde insanlar para kazanmayı değil, bir yaraya merhem olmayı düşündü. Birçok üretici ve toptancı ürününü neredeyse sorgulamadan hazırladı. Çünkü ortada bir ticaret değil, bir afet vardı. Ancak tam da bu nedenle insanlar normal zamanlarda sorması gereken soruları sormadı. Çekin niteliğini, vadesini, teminatını ikinci plana attılar. Yardım duygusu bazen ticari aklın önüne geçti."
Acar, piyasa fiyatlarının oldukça üzerinde verilen tekliflerin sektör içinde başından itibaren soru işaretleri yarattığını da dile getirdi.
"5 bin liralık ürüne 7 bin lira teklif edildiğinde herkes aynı şeyi düşündü; hiçbir tüccar piyasa şartlarının bu kadar üzerinde fiyat vermez. Biz bunu sektör temsilcileriyle konuştuk, uyarılar yaptık. Çünkü ticarette bazen rakamlar sözlerden daha yüksek sesle konuşur."
Çekler umut dağıttı, karşılıksız çıkınca geriye mağduriyet kaldı
Acar'ın iddiasına göre süreç ilerledikçe bazı firmalar ciddi miktarlarda alacakla karşı karşıya kaldı ve verilen çeklerin önemli bir kısmı karşılıksız çıktı.
"İnsanlara sürekli yeni bir tarih verildi, yeni bir ödeme sözü verildi. Bir kısmına 'şikâyet etmeyin, ödeme yapılacak' denildiği yönünde sektör içinde çok sayıda anlatım duyduk. Daha sonra bazı firmalara, çeklerin geri verilmesi halinde nakit ödeme yapılacağı söylendi. Ancak yapılan ödemelerin toplam alacakların çok küçük bir bölümünü karşıladığı ifade edildi."
Acar, bazı üreticilerin aylar boyunca tahsilat beklediğini, bazılarının ise zararlarını kabullenerek hukuki sürece gitmekten vazgeçtiğini ileri sürdü.
"Bir üretici için sadece para gitmez; güven de gider. O gün deprem bölgesine ürün gönderdiğini düşünen insanların bir kısmı bugün hâlâ alacağını konuşuyor."
Sektörde sessizce dolaşan uyarılar zamanla daha görünür hale geldi
İzmir Pazarcılar Derneği Başkanı, deprem sonrasındaki süreçte sektör temsilcilerini daha dikkatli olmaları konusunda sürekli uyardığını ifade etti.
"Biz yıllardır üreticilere ve toptancılara aynı şeyi söyledik; yardım faaliyetleri mutlaka kurumsal ve denetlenebilir kanallar üzerinden yürütülmeli. Duygusal dönemlerde insanlar sorgulamayı bırakabiliyor. Oysa afet dönemleri tam tersine daha fazla şeffaflık gerektirir."
Acar, bu nedenle birçok sektör temsilcisini resmi kurumlar aracılığıyla yardım yapmaya yönlendirdiklerini belirtti.
"Biz kimseyi yardım etmekten vazgeçirmedik. Sadece yardımların AFAD ve Kızılay gibi kurumsal yapılar üzerinden ulaştırılmasının daha güvenli olacağını anlattık. Devlet ile hükümeti birbirine karıştırmamak gerekir. Kurumlar kriz zamanlarında toplumun ortak sigortasıdır."
Depremin ardından geriye sadece enkaz değil, sorular da kaldı
Acar, yaşananların siyasi tartışmaların ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
"Burada mesele siyasi görüş değil. Sağcı, solcu, milliyetçi, muhafazakâr ya da başka bir kimlikten önce hepimiz aynı felaketin içinde yaşayan insanlardık. Bu nedenle afet dönemlerinde ortaya atılan her iddianın açıklığa kavuşması gerekir. Toplumun güven duygusu yardım kampanyalarının en büyük sermayesidir."
Deprem günlerinde yolları yardım tırları doldurmuştu. Şimdi ise bazı sektör temsilcilerinin hafızasında başka bir görüntü kaldığı iddia ediliyor: Üzerinde deprem yazan çekler, ödeneceği söylenen borçlar ve yıllar geçmesine rağmen kapanmadığı öne sürülen hesaplar.
Öte yandan haberde yer verilen iddialar bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış bilgiler niteliği taşımıyor. İddiaların muhataplarının konuya ilişkin açıklama ve yanıt hakkı bulunuyor.
Bakmadan Geçme