İzmir Kuyumcular Odası Genel Kurulu'nda tansiyon tavan yaptı!
İzmir Kuyumcular Odası Genel Kurulu'nda mevcut Başkan Murat Kurtuluş Buyrukçu ile eski Başkan Turgay Baransel arasında 'enkaz devraldık' ve 'odayı zarara uğrattınız' tartışması damga vurdu. Milyonluk makam aracı alımı, kapatılan Ayar Evi ve Altınkent projesi üzerine yapılan karşılıklı suçlamalar kongreyi tartışma alanına çevirdi.
ALPER TEMİZ / Genel Kurul’da kürsüye gelen taraflar, odanın mali yapısı ve geleceği konusunda birbirlerini sert sözlerle eleştirdi. Eski Başkan Turgay Baransel, yönetimin odayı borç batağına sürüklediğini ve gereksiz lüks harcamalar yaptığını iddia ederken; mevcut Başkan Murat Kurtuluş Buyrukçu, göreve geldiklerinde personelin maaşını dahi ödeyemeyen, kiraları birikmiş bir oda devraldıklarını belgelerle savundu.

"Personel maaş alamıyor, siz 2 milyonluk araca biniyorsunuz"
Eski Başkan Turgay Baransel, mevcut yönetimi odanın kaynaklarını israf etmekle suçlayarak, odanın borçları varken lüks makam aracı alınmasına tepki gösterdi.
Turgay Baransel konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Odanın şu an 3 milyon liranın üzerinde borcu var. SGK borcu var, vergi borcu var, çiçekçi borcu var. Elemanların maaşları ödenmemiş, hanın aidat borcu ödenmemiş. Ama bu yönetim, tüm bunlar varken gidip 1 milyon 900 bin liraya araba alıyor. Kuyumcular Odası'na yakışır mı bu? Altına binmek için araba alıyorsun ama borç gırtlakta. Bizim dönemimizde faizleri ödedik, şimdi ise odayı borç batağına sürüklediniz."
Buna karşılık mevcut Başkan Murat Kurtuluş Buyrukçu, görevi devraldıklarında odanın zaten bitik durumda olduğunu belirterek şunları söyledi:
"Biz 2022 Ocak ayında görevi devraldığımızda odanın kasasında para değil, dağ gibi borç vardı. Personel maaşlarını ödememiş, 9 aydır odanın kirasını yatırmamış bir yönetimden devraldık. O günkü 447 bin TL borç, bugünün parasıyla 5-6 milyon TL demektir. Biz geldiğimizde odanın demirbaş listesinde bir toplu iğne bile yoktu. O lüks dediğiniz aracı almasaydık, o paralar faize ve geçmiş dönem borçlarına gidecekti."
"Ayar evi çöp oldu" tartışması
Tartışmanın bir diğer odak noktası ise odanın bünyesindeki "Ayar Evi" ve "Gemoloji Laboratuvarı"nın durumu oldu. Baransel, çalışan tesislerin yok pahasına elden çıkarıldığını iddia etti.
Baransel'in iddiaları şöyleydi:
"Bizim zamanımızda çarşıda bir Ayar Evimiz vardı, odaya hibe ettik. Bu yönetim gelir gelmez ne bir kuyumcuya ne bir atölyeciye danışmadan orayı cüzi bir paraya sattı. Orayı resmen çöp ettiler. Gemoloji Laboratuvarı için iki dönem uğraştık, İzmir’e kazandırdık. Ama bunlar yetkisi olmayan kişilere sertifika bastırıp orayı da işlevsiz hale getirdiler."
Buyrukçu ise Ayar Evi'ndeki cihazların antika değerinde olduğunu ve kullanılamaz halde olduğunu savundu:
"Ayar Evi dediğiniz yerdeki makineler 1984 modeldi. Ben 1984'te çarşıya çırak olarak girdiğimde o makineler vardı. O cihazlarla bugünün teknolojisinde ayar yapmak mümkün değil. Ayrıca Gemoloji Laboratuvarı'nda lise mezunu birini çalıştırıyordunuz, oysa oradan rapor verebilmek için yetkinlik şart. Biz bu yasal eksiklikleri tamamladık."
Altınkent: "50 yıllık vizyon" mu, "Sanal proje" mi?
Mevcut yönetimin en büyük vaadi olan "Altınkent" sanayi sitesi projesi de sert eleştirilerin hedefi oldu. Baransel projenin teknik olarak imkansız olduğunu öne sürerken, Buyrukçu bunun sektörün geleceği olduğunu vurguladı.
Baransel projeyi "hayal satmak" olarak nitelendirdi:
"Altınkent diye bir proje sunuyorlar, ortada arsa yok. 'Mimarı bu' diyorlar ama bir kuyumcukent yapmak için asit giderleri, arıtma tesisleri lazım. Öyle yapay zeka ile çizilmiş resimlerle bu iş olmaz. Bu sanal bir projedir, 'ön talep formu' ile insanları oyalıyorlar. Altyapısı olmayan yere kuyumcu kenti kurulmaz."
Başkan Buyrukçu ise projeye yoğun ilgi olduğunu belirterek savundu:
"Biz İzmir kuyumculuğunun gelecek 50 yılını, vizyonunu çiziyoruz. Altınkent projesi için şimdiden 201 satış gerçekleştirdik. Sizin vizyonunuz buna yetmez. Biz bu projeyi yapacağız ve otopark sorununu da, üretim sorununu da kökten çözeceğiz."
Döviz büroları ve "Marka Avukatları" baskını
Sektörün kanayan yarası olan döviz bürolarının altın satması ve marka avukatlarının esnafa yaptığı baskınlar da gündeme geldi. Buyrukçu, döviz bürolarına savaş açtıklarını belirtti.
Buyrukçu'nun açıklamaları:
"Döviz bürolarına ihtar mektupları çektim, bakanlıklara şikayet ettim. 'Eğer döviz bürosu altın satıyorsa, kuyumcu da döviz satacak' dedim. Marka avukatları konusunda da Başsavcı ile görüştük. Ancak kanun nezdinde marka taklidi satmak yasak, esnafımızı bu konuda uyardık."
Baransel ise kendi dönemlerinde bu baskınları durdurduklarını iddia etti:
"Marka avukatları geldiğinde biz Başsavcı ile görüşüp bu baskınları durduruyorduk. 'Satmayacaksınız' dedik ve esnafımızı koruduk. Şimdi ise avukatlar dükkan dükkan gezip ceza kesiyor, yönetim sadece izliyor."
Buyrukçu, son olarak Baransel’in odanın "sigortalı çalışanı" olarak kendi oğlunu gösterdiğini ve maaş ödettiğini iddia ederek, "Benim oğlumun sigortasını yaptım ama maaşını odaya bağışladım, siz ise esnafın parasıyla maaş ödediniz" diyerek belgeleri genel kurula sundu.
Bakmadan Geçme
