İnsanlığın Ortak Hikâyesi Nedir?
GÜLŞAH ELİKBANK
Psikoloji deyince fikirlerine en yakın olduğum kişi Jung... Bugün onunla yapılmış bir röportajı okudum ve öğrendiğim bir bilgi beni hem şaşırttı hem de onu ve ona olan yakınlığımı daha iyi anlamamı sağladı. Jung aslında bir arkeolog olmak istiyormuş ama bu eğitime ailesinin parası yetmiyormuş. İkinci sevdası ise doğa bilimleri imiş. Bu iki mesleği yapamayacağını fark edince, dedesinin doktor olduğunu hatırlamış ve insanlarla yararlı bir şeyler yapabilme fikriyle bu mesleğe yönelmiş. Mezun olurken psikiyatri aklında bile yokmuş ama bir gün bir dergide bir makaleye rastlamış. Orada kişilerin akıl hastalıklarının kişinin uyumsuzluğundan kaynaklandığı iddia ediliyormuş ve bunu okuyunca kalbi heyecanla çarpmaya başlamış. Hocasının Amerika'daki iş teklifini geri çevirip psikiyatriye yönelmeye karar vermiş. O makaleye rastgelmesi sadece tesadüf müydü? Yoksa zihninin aradığı yanıtı bulmasının bir yolu muydu? Burası tartışılır elbette. Ben hayatta tesadüflere pek inanmam.
Freud ile önce kitapları aracılığı ile tanışmış, sonra şahsen tanışıp yakın arkadaş olsalar da fikir ayrılıkları günden güne büyümüş. Felsefe eğitimi olan Jung, Freud'un kendi fikirlerine hiç şüpheyle yaklaşmadığını, bir şeyi bir kere doğru kabul ettikten sonra üzerine bir daha hiç düşünmediğini fark eder ve bu durum ona kabul edilemez gelir. İyi ki de öyle olur. Yoksa arketipler üzerine bu kadar çok çalışmaz ve bize bu ilhamı veremezdi sanıyorum ki. Kendisini "İçe dönük düşünen sezgisel tip" olarak teşhis eden Jung, insan ruhuna dair, inanmaya ve bilime/bilinmeyene dair ne çok öğretiyor bize yıllar sonra bile.
Jung'un mitolojinin önemini psikolojiyle bağlantılı gören fikirlerini okuduğumda benim de kalbim heyecanla çarpıyor. Yeni bir yıl gelirken, bu yıl yapmak istediklerimi düşünürken bu röportajı okumam peki bir rastlantı mı sadece? Uluslararası Mitoloji Film Festivali’ni başlatmadan yıllar önce yazdığım romanların mitoloji ve psikolojiyle harmanlanmış olması tesadüf mü? İnsan bildiğini sandığından çok daha fazlasını bilen bir varlık çünkü yaşam sadece bugün ve dünden ibaret değil, bizler çağların tanıklığına sahibiz. Bu tanıklık, derinlerde bir yerde uykuda ve ihtiyaç anlarında uyanıyor ve bize el uzatıyor; peki biz o eli tutabiliyor muyuz? Mitoloji işte bu yüzden basit bir konu değildir. Onu anlamak bir nevi toplumu da anlamaktır.