İrade Yorulduğunda Geriye Ne Kalır?
Günnur Berber
İnsan kendisini çoğunlukla iyi zamanlarında tanıdığını düşünür.
Oysa sakinken sabırlı, dinlenmişken ölçülü olmak kolaydır.
Lakin hayat bizi her zaman en iyi hâlimizle sınamaz.
Bazen başımız ağrır, uykusuzuzdur, hastayızdır ya da zaten taşıyabileceğimizden fazla stres taşırız.
İşte böyle zamanlarda, kendimizi tutmakla gerçekten öğrenmiş olmak arasındaki fark ortaya çıkar.
İki insan düşünelim. İkisi de uzun bir sırada bekliyor olsun.
Birincisi beklemekten hiç hoşlanmıyor; normalde söylenmek istiyor ama ayıp olacağını bildiği için kendini dizginliyor.
İkincisi ise yıllardır sırasını beklemeyi erdemli olağan bir davranış hâline getirmiş.
Dışarıdan bakıldığında aralarında fark yok gibi görünür.
Şimdi ikisini de uykusuz, başı ağrırken ve yoğun stres altındayken aynı sıraya koyalım.
Birinci kişinin işi artık daha zordur. Çünkü beklemenin yüküne bir de kendi dürtüsünü bastırmanın yükü eklenir. Ağrı, uykusuzluk ve yoğun stres duygu ve davranış düzenlemeyi zorlaştırabildiği için normalde kontrol ettiği tepki daha kolay ortaya çıkabilir.
İkinci kişi de elbette zorlanabilir. Fakat onun her defasında “Kendimi tutmalıyım” diye yeni bir mücadele başlatması gerekmez. Beklemek, tekrarlarla davranış repertuvarına yerleşmiştir.
İşte sağlıklı ve sakin zamanlarımızda doğru davranmayı tekrar etmemizin asıl önemi burada ortaya çıkar.
Çünkü tekrar, yalnızca aynı davranışı yeniden yapmaktan öte beynin bir sonraki sefer hangi davranışa daha kolay ulaşacağını da etkiler.
Bir davranış benzer koşullarda tekrarlandıkça, bilinçli karar ve dikkat gereksinimi azalır; davranış giderek daha otomatik hâle gelir.
Verilen tepki çoğu zaman verildiği anda bitmez; kendi sonucunu da üretir. Kasada öfkesini kontrol edemeyen kişi yalnızca birkaç dakika beklemeye tepki göstermiş olmaz. Kasiyerle tartışabilir, arkasındaki insanın tepkisini çekebilir, bedensel uyarılmışlığını sürdürecek yeni bir gerilim yaratabilir. Başlangıçta tek sorun sıranın ilerlememesiyken, birkaç dakika sonra insan kendi tepkisinin sonuçlarıyla da uğraşmak zotunda kalır.
Küçük bir dürtünün maliyeti bazen ilişkide kırılma, işte söylenmemesi gereken bir söz, trafikte tehlikeli bir karar ya da sonradan pişman olunacak bir davranış olabilir.
Tam tersine, sakin zamanda tekrarlarla yerleşmiş bir davranış zor anda devreye girdiğinde yalnızca o anki tepkiyi düzenlemez; tepkinin doğurabileceği ikinci ve üçüncü sorunların da önünü kesebilir.
Öğrenilmiş doğru davranışın en büyük kazancı bizi yalnızca ilk hatadan değil, o hatanın peşinden gelebilecek sonuç zincirinden de korur.
İnsan hayatını her zaman iradesinin en güçlü, bedeninin en sağlıklı olduğu hâliyle yaşamaz. Bir gün ağrı, hastalık, uykusuzluk ya da yoğun stres, kendimizi kontrol etmek için kullandığımız gücü azaltabilir.
İşte o gün yanımızda yalnızca irademiz olmayacaktır. Sakin günlerde tekrar tekrar yürüdüğümüz alışkanlıklar da bizimle olacaktır.
İyi zamanlarımızda tekrarlarla yerleştirdiğimiz davranışlar, zor zamanlarımızda bize eşlik edecektir. Bu nedenle bugün yaptıklarınız yarınınıza hediyedir.