İzmir'de ev seçerken dikkat: Bu bölgelerin zemini daha avantajlı olabilir
İzmir'de deprem riski değerlendirilirken yalnızca binanın yaşı değil, bulunduğu zeminin özellikleri de önem taşıyor. Kentte yüksek ve kayalık zeminlerin bulunduğu bazı kesimler, alüvyon ova ve dolgu alanlarına göre zemin açısından daha avantajlı olabilir. Ancak bir bölgenin zemin özelliği tek başına binanın güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Haberin Özeti
- • İzmir’de yüksek ve kayalık zeminlerin bulunduğu bazı kesimler, alüvyon ve dolgu alanlarına kıyasla deprem açısından daha avantajlı zemin koşullarına sahip olabilir. Bornova, Buca, Gaziemir, Bayraklı ve Karabağlar’ın bazı yüksek kesimleri bu kapsamda öne çıkarken, bina güvenliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
İzmir, farklı jeolojik özelliklere sahip geniş bir yerleşim alanına sahip. Bu nedenle aynı ilçe içerisinde dahi zemin koşulları değişebiliyor. Deprem açısından bir bölgenin değerlendirilmesinde zeminin yapısı, sıvılaşma potansiyeli, yeraltı suyu, zemin büyütmesi ve binanın yapısal özellikleri birlikte ele alınıyor.Genel olarak yüksek kotlarda, kayalık veya daha dayanımlı jeolojik birimlerin bulunduğu bazı kesimler, gevşek alüvyon ve dolgu zeminlere kıyasla deprem açısından daha avantajlı zemin koşullarına sahip olabilir. Ancak bu durum, söz konusu bölgelerdeki tüm yapıların güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
İzmir’de hangi kesimler zemin açısından daha avantajlı olabilir?
Bornova’da yüksek kesimler, Evka-3 ve Osman Gazi çevresi, zemin özellikleri bakımından daha avantajlı olabilecek bölgeler arasında değerlendirilebilir. Özellikle yüksek kesimlerdeki kayalık ve dayanımlı jeolojik birimler, ova tabanındaki daha genç alüvyon zeminlerden farklı özellik taşıyor.
Buca’da üst kotlardaki kayalık kesimler ve Şirinyer’in yüksek bölümleri, Gaziemir’de ise kaya zemin özellikleri taşıyan yüksek kesimler zemin açısından daha avantajlı olabilir. Ancak ilçe içerisinde zemin farklılıkları bulunabileceğinden, bu bölgeleri bütünüyle “sağlam” olarak nitelendirmek doğru olmaz.
Bayraklı’da Yamanlar Dağı etekleri ve yüksek kesimleri, Karşıyaka’da ise dağlık kesimlere yakın yüksek bölgeler, alçak kotlardaki alüvyon ve dolgu alanlarından farklı zemin özelliklerine sahip olabilir.
Karabağlar’da Yeşilyurt ve çevresindeki yüksek, kayalık kesimler de zemin açısından daha avantajlı olabilecek alanlar arasında değerlendirilebilir. Ancak burada da parsel bazındaki zemin koşulları ve yapı özellikleri belirleyici.
Ova ve dolgu alanlarında zemin farkı
İzmir’de özellikle düz ova tabanları, dere yatakları ve sahil kesimlerindeki alüvyon veya dolgu alanları için zemin koşullarının ayrıca incelenmesi gerekiyor. Bu tür zeminlerde deprem sırasında sıvılaşma ve zeminin sarsıntıyı büyütmesi gibi etkiler gündeme gelebiliyor. Bu nedenle yalnızca “yüksek yerde oturmak” veya “yokuşta bulunan bir binada yaşamak” güvenliğin garantisi olarak görülmemeli. Yüksek bir bölgede dahi heyelan, şev stabilitesi veya farklı zemin sorunları bulunabilir. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Bornova ve Karşıyaka başta olmak üzere yürüttüğü mikrobölgeleme çalışmalarında da zemin özellikleri ayrıntılı biçimde inceleniyor. Zemin sınıfı, sıvılaşma potansiyeli, yeraltı suyu ve zemin büyütmesi gibi kriterler üzerinden yapılan çalışmalar, bölgeler arasındaki farklılıkların ortaya çıkarılmasını amaçlıyor.
Zemin avantajlı olsa bile bina belirleyici
Bir bölgenin zemin özelliklerinin daha avantajlı olması, üzerindeki binanın güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Yapının taşıyıcı sistemi, yapım kalitesi, yaşı, projeye uygunluğu ve deprem yönetmeliğine göre tasarlanıp tasarlanmadığı ayrıca değerlendirilmesi gereken başlıklar arasında bulunuyor. Bu nedenle İzmir’de deprem açısından bir bölge değerlendirilirken “zemin + bina” birlikte ele alınmalı. Yüksek ve kayalık bir bölgede bulunan eski veya mühendislik açısından sorunlu bir yapı, daha elverişli zemin koşullarına rağmen risk taşıyabilir.
Bakmadan Geçme