- Haberler
- Kültür Sanat
- 'Nalan' kahkaha ile dramı aynı sahnede buluşturuyor
'Nalan' kahkaha ile dramı aynı sahnede buluşturuyor
Jargon Sanat imzalı 'Nalan', dostluk, yalnızlık ve iletişimsizliği absürt komedi diliyle sahneye taşıyor. Oyunun yazarı, eserin ortaya çıkış hikâyesini, karakterlerin oluşum sürecini ve seyirciden aldığı geri dönüşleri anlattı.
Haberin Özeti
- • Jargon Sanat tarafından sahnelenen "Nalan", aynı evi paylaşan iki eski dostun hikâyesi üzerinden dostluk, yalnızlık, iletişimsizlik ve ekonomik zorlukları mizahi bir dille ele alıyor. Oyunun yazarı, eserin ilham kaynağını, karakterlerin gerçek yaşamla ilişkisini, oyunun vermek istediği mesajı ve kapalı gişe başarısının arkasındaki nedenleri paylaştı.
Jargon Sanat imzasını taşıyan Nalan, dostluk, yalnızlık, iletişimsizlik ve insan psikolojisini absürt komedi diliyle sahneye taşıyor. Hayat pahalılığı nedeniyle aynı evi paylaşan iki eski dostun hikâyesini anlatan oyun, izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Oyunun yazarı, Nalanın ortaya çıkış sürecinden karakterlerin oluşumuna, seyirciden gelen geri dönüşlerden vermek istediği mesaja kadar merak edilenleri anlattı.
"Nalan" oyunu ve içeriğinde yaşananlar fikri nasıl ortaya çıktı? Sizi bu hikâyeyi yazmaya iten neydi?
"Nalan aslında iletişimsizlik üzerine düşünürken ortaya çıkan bir oyun. Günümüzde insanlar aynı evin içinde, aynı masanın etrafında oturabiliyor ama birbirlerini gerçekten duymakta zorlanıyorlar. Bu fikir beni çok etkiliyordu. Bir yandan da hayatın içindeki trajikomik durumları sahneye taşımak istedim.
Oyunu yazarken şunu fark ettim; bazen en büyük çatışmalar sevgililer arasında değil, dostlar, ev arkadaşları ya da aile bireyleri arasında yaşanıyor. Sinan ve Fikret karakterleri üzerinden hem bu çatışmaları hem de insanların geçmişlerinden taşıdığı yükleri mizahi bir dille anlatmaya çalıştım.
Nalanın ortaya çıkışında absürt komediye olan ilgimin de büyük payı var. Seyirciyi güldürürken bir yandan da karakterlerin yalnızlıklarını, korkularını ve yüzleşemedikleri gerçekleri göstermeyi amaçladım. Bu nedenle oyun, yer yer çok komik görünse de altında aidiyet, travma, iletişim ve insanın kendini anlama çabası gibi daha derin meseleler barındırıyor."
Karakterler gerçek hayattan esinleniyor mu?
"Kısacası Nalan, gündelik hayatın sıradan görünen karmaşasından, insanların birbirlerini anlamaya çalışırken düştükleri komik ve hüzünlü durumlardan doğdu.
Karakterler birebir gerçek kişilerden alınmış karakterler değil. Ancak elbette her yazar gibi ben de çevremde gözlemlediğim insanlardan, yaşadığım olaylardan ve tanıdığım kişilerin bazı özelliklerinden beslendim.
Sinan ve Fikret aslında toplumda sıkça karşılaştığımız iki farklı bakış açısını temsil ediyor. Bir tarafta duygularını yoğun yaşayan, her şeyi anlamlandırmaya çalışan insanlar; diğer tarafta ise olaylara daha pratik ve umursamaz yaklaşan insanlar var. Bu iki karakteri oluştururken birçok farklı insandan küçük parçalar aldım ve onları sahnede yeni bir kimliğe dönüştürdüm.
Okan karakteri de yine hayatımızda zaman zaman karşılaştığımız, her soruna çözüm bulduğunu iddia eden ama aslında kendi sorunlarıyla baş etmekte zorlanan insanlardan ilham alınarak yaratıldı.
Dolayısıyla karakterler tamamen kurgu olsa da onların davranışlarında, tepkilerinde ve çatışmalarında seyircinin kendisinden ya da çevresinden birilerini görmesini istedim. Sanırım oyunun seyirciyle bağ kurabilmesinin sebeplerinden biri de bu."
Oyun bir komedi gibi görünse de altında yalnızlık, yabancılaşma ve ekonomik zorluklar var. Seyircinin salondan hangi duyguyla ayrılmasını istiyorsunuz?
"Seyircinin salondan sadece gülerek çıkmasını istemiyorum. Elbette komedi oyunun önemli bir parçası ve seyircinin kahkahalar atması bizi mutlu ediyor. Ancak oyunun sonunda insanların kendi hayatlarına da dönüp bakmalarını istiyorum.
Nalanın merkezinde yalnızlık, anlaşılma ihtiyacı ve birlikte yaşamanın zorlukları var. Karakterler sürekli kavga ediyor, birbirlerini suçluyor ya da yanlış anlıyorlar ama aslında hepsi aynı şeye ihtiyaç duyuyor: anlaşılmak ve ait hissedebilmek. Günümüzün ekonomik koşulları, gelecek kaygısı ve insanların giderek yalnızlaşması da oyunun arka planında yer alıyor.
Bu nedenle seyircinin salondan çıkarken hem gülmüş hem de düşünmüş olmasını isterim. Belki bir arkadaşını, bir aile ferdini ya da kendi hayatındaki bir ilişkiyi hatırlasın. Çünkü oyunun sonunda vermek istediğim duygu şu: İnsan bazen ne kadar farklı görünürse görünsün, onu ayakta tutan şey yine başka insanlarla kurduğu bağlardır.
Eğer seyirci salondan çıkarken hem yüzünde bir tebessüm hem de zihninde birkaç soru taşıyorsa, amacımıza ulaşmışız demektir."
Oyun gösterime girdiğinden itibaren neredeyse kapalı gişe oynuyor. Seyircilerden ne yönde geri bildirimler alıyorsunuz?
"Oyunun gösterime girmesinden bu yana aldığımız geri bildirimler bizi gerçekten çok mutlu ediyor. Seyircilerin en sık söylediği şey, sahnede kendilerinden ya da çevrelerinden birilerini gördükleri oluyor. Özellikle Sinan ve Fikret'in ilişkisi birçok kişinin ev arkadaşlıklarını, dostluklarını ya da aile içindeki iletişim problemlerini hatırlatıyor.
Beni en çok etkileyen geri bildirimlerden biri ise şu oldu: Seyirciler oyunun ilk bölümünde kahkahalarla gülerken, çıkışta karakterler üzerine konuşmaya devam ediyorlar. Yani oyun sadece sahnede kalmıyor, salonun dışına da taşabiliyor. Bir yandan çok eğlendiklerini söylerken diğer yandan oyunun alt metnindeki yalnızlık, anlaşılma ihtiyacı ve hayata tutunma çabası üzerine düşündüklerini ifade ediyorlar.
Kapalı gişe oynaması elbette bizim için çok değerli. Ancak beni asıl mutlu eden şey, seyircinin oyuna sahip çıkması ve her temsilden sonra yeni insanlara tavsiye etmesi. Bu da bize anlattığımız hikâyenin insanlarda bir karşılık bulduğunu gösteriyor.
Sanatın en güzel tarafı da bu sanırım; sahnede kurduğunuz dünyanın seyircinin kendi hikâyesiyle buluşabilmesi. Aldığımız geri bildirimler, Nalanın tam da bunu başarabildiğini gösteriyor."
Seyirciye tek bir cümleyle "Neden bu oyunu izlemelisiniz?" deseniz ne söylerdiniz?
"Çünkü Nalan, sizi kahkahalarla güldürürken bir yandan da dostluk, yalnızlık ve hayata tutunma çabası üzerine düşündüren; sahneden çıktıktan sonra bile aklınızda kalacak bir hikâye anlatıyor."
Bakmadan Geçme




