- Haberler
- Özel Haber
- 'Terörsüz Türkiye' yasasında en çok merak edilenler: Avukat İsmail Baş açıkladı
'Terörsüz Türkiye' yasasında en çok merak edilenler: Avukat İsmail Baş açıkladı
Avukat İsmail Baş, TV9'da 7595 sayılı 'Terörsüz Türkiye' yasasını tüm yönleriyle değerlendirdi. Baş, düzenlemenin af olmadığını vurgularken Abdullah Öcalan'ın kapsam dışında olduğunu, kasten öldürme suçlarının ertelenemeyeceğini ve silah tesliminin geçmiş suçları ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Haberin Özeti
- • İzmir Barosu üyesi Avukat İsmail Baş, TV9 ekranlarında Emir Yahya Bayram’ın konuğu olarak kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” veya “Çerçeve Yasa” olarak bilinen 7595 sayılı düzenlemeyi hukuki açıdan değerlendirdi. Baş, yasanın genel veya özel af olmadığını belirtirken; kasten öldürme suçlarının, 1 Haziran 2005 öncesinde işlenen bazı suçların kapsam dışında olduğunu söyledi. Abdullah Öcalan’ın mevcut düzenlemeden yararlanamayacağını ifade eden Baş, 5 ve 10 yıllık infaz ertelemeleri, 6 aylık silah bırakma süreci, değerlendirme kurulları, toplumsal entegrasyon ve geçmişte kullanılan silahların kasten öldürme suçlarıyla bağlantısının tespit edilmesi halinde uygulanacak hükümler hakkında da açıklamalarda bulundu.
İzmir Barosu üyesi Avukat İsmail Baş, TV9 ekranlarında Emir Yahya Bayram ile gerçekleştirdiği sohbette kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” süreci olarak bilinen 7595 sayılı yasayı hukuki açıdan değerlendirdi. Baş, düzenlemenin genel ya da özel af niteliğinde olmadığını vurgularken; örgüt yöneticilerinin yasadan yararlanma şartlarından yakalama kararlarına, terör mağdurlarının tazminat haklarından 5 ve 10 yıllık ceza ertelemelerine kadar kamuoyunda merak edilen konulara açıklık getirdi.
Yaklaşık 7 yıldır İzmir’de avukatlık yaptığını belirten Baş, söz konusu düzenlemenin Türk siyasetinde ilerleyen yıllarda da önemli bir gündem maddesi olacağını söyledi. Sürecin Türkiye açısından hayırlı olmasını temenni eden Baş, “Terör tabii ki çok kötü bir şey. Bütün dünyada, ülkemizde çok insanlarımız şehit oldular. Çok canlar yandı. Maddi boyutuyla, manevi boyutuyla Türkiye uzun yıllardır bu terör belasıyla mücadele ediyor. Umarım bu süreç vatanımız, milletimiz, memleketimiz için hayırlı olur” dedi.
“BU BİR GENEL AF VEYA ÖZEL AF DEĞİL”
Düzenlemeye ilişkin kamuoyundaki en önemli tartışmalardan birinin “af” konusu olduğunu belirten Baş, yasanın hukuki niteliğinin doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti.
Baş, “Bugün karşı karşıya olduğumuz kanun, tekrar altını çiziyorum, bir genel af veya bir özel af değil. Bu sadece parlamenterlerin bir araya gelerek oluşturduğu özel, kendine özgü, müstakil ve geçici bir durum. Bir genel af veya özel af olmadığı için suçların affedilmesi veya hiç işlenmemiş sayılması gibi bir durum söz konusu değil” diye konuştu. Düzenlemenin yalnızca PKK ve KCK ile bağlantılı faaliyetlerle sınırlandırıldığını söyleyen Baş, diğer terör örgütlerinin yasa kapsamında olmadığını belirtti.
ÖRGÜT YÖNETİCİLERİ YASADAN YARARLANABİLECEK Mİ?
Örgüt yöneticilerinin durumuna da değinen Baş, salt örgüt yöneticisi veya kurucusu olmanın yasadan yararlanmaya tek başına engel olmadığını söyledi. Ancak kasten öldürme suçuyla bağlantılı soruşturma veya kovuşturması bulunanların düzenlemenin dışında kalacağını ifade etti.
Baş, “Eğer bir PKK-KCK terör örgütü kurucusu veya yöneticisi hakkında örgüt faaliyetleri kapsamında işlenen kasten öldürmeler nedeniyle bir dosya yoksa, salt yönetici olması bu kanun kapsamından yararlanmasını engellemiyor. Ancak hakkında ayrıca bir kasten öldürme dosyası açılmışsa bu yasa kapsamından ve sunduğu avantajlardan faydalanamıyor” dedi.
“ÖNÜMÜZE GELENİ AFFEDELİM YASASI DEĞİL”
Düzenlemenin kapsamının sınırsız olmadığının altını çizen Baş, “Tabir caizse önümüze geleni affedelim yasası değil bu. Burada devletin, yasama organının koymuş olduğu çok ciddi sınırlar var” ifadelerini kullandı. Baş, özellikle yasanın 6. maddesinde yer alan istisnalara dikkat çekti. Buna göre kasten öldürme suçlarının kapsam dışında olduğunu belirten Baş, ikinci önemli istisnanın ise 1 Haziran 2005 öncesinde gerçekleştirilen suçlar nedeniyle müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlarla ilgili olduğunu ifade etti.
ÖCALAN YASADAN YARARLANABİLECEK Mİ?
Programda kamuoyunda en çok merak edilen konulardan biri olan Abdullah Öcalan’ın düzenlemeden yararlanıp yararlanamayacağı da gündeme geldi.
Sunucunun, yasanın 1 Haziran 2005 öncesinde gerçekleştirilen suçları kapsam dışında tuttuğuna dikkat çekerek, bu durumun ilerleyen süreçte benzer bir düzenlemenin 2005 öncesindeki suçlara uygulanmasına emsal oluşturup oluşturamayacağını sorması üzerine Baş, öncelikle mevcut yasanın sınırlarının açık olduğunu söyledi.
Baş, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu belirterek devletin her kademesinin ve vatandaşların kanunlarla bağlı olduğunu ifade etti. Kanunun 1 Haziran 2005 öncesini açık biçimde kapsam dışında tuttuğunu vurgulayan Baş, bu nedenle “şahsa özel” veya farklı bir uygulama yapılacağı yönündeki kaygıların mevcut düzenleme karşısında yersiz olduğunu söyledi.
Baş, “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devleti. Devletin her kademesi, vatandaşlar kanunlarla bağlı. Dolayısıyla bizler yalnızca kanunun emrettiği ölçülerde, o sınırlar dahilinde faaliyette bulunmak zorundayız. Kurumlar da aynı şekilde. Kanun açık bir şekilde, çok açık bir şekilde 1 Haziran 2005 öncesini bu kanun kapsamı dışında tutmuşken ‘Acaba farklı bir şey olur mu, şahsa özel bir düzenleme yapılır mı veya elebaşı için ayrı bir düzenleme yapılır mı?’ diye kaygı duymak, bu kanunun açık düzenlemesi karşısında yersiz” dedi.
Kanunların genel ve bütüncül düzenlemeler içerdiğini ifade eden Baş, bazı durumlarda belirli kişilere veya kurumlara yönelik özel düzenlemeler yapılabilse de bunların müstakil ve sınırlı örnekler olduğunu söyledi. Abdullah Öcalan’ın da bu yasa bakımından istisna yapılabilecek kişiler arasında olmadığını belirten Baş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Abdullah Öcalan, 1 Haziran 2005 öncesi gerçekleştirmiş olduğu terör eylemleri nedeniyle, PKK’nın gerçekleştirmiş olduğu terör eylemleri nedeniyle örgütün kurucusu olarak yargılanmış ve cezası kesinleşmiş bir kişi. Önce idam cezası almış, daha sonrasında bu idam cezası Türkiye’deki ceza kanunu ve infaz kanunlarının değişmesiyle beraber ömür boyu hapis cezasına çevrilmiş bir kişi olarak bu kanunun muhatabı değildir.”
TERÖR MAĞDURLARININ TAZMİNAT HAKKI DEVAM EDİYOR
Terör eylemleri nedeniyle zarar gören vatandaşların durumuna da değinen Baş, düzenlemenin mağdurların hak arama yollarını ortadan kaldırmadığını söyledi. Ceza ve hukuk yargılamalarının farklı süreçler olduğuna dikkat çeken Baş, soruşturma, kovuşturma veya infazın ertelenmesinin tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını belirtti.
Baş, “Yasanın bunu kısıtlayıcı, engelleyici, vatandaşlarımızın haklarını aramasının önüne set çekici hiçbir yönü yok” dedi.
YAKALAMA KARARLARI OTOMATİK KALKMAYACAK
Yasanın arama, yakalama ve gözaltı kararlarına ilişkin hükümlerini de değerlendiren Baş, düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle bütün örgüt üyeleri hakkındaki kararların otomatik olarak kaldırılmayacağını vurguladı.
Baş, “Herkes hakkında ‘Arama kararını kaldıralım, yakalama ve gözaltı kararını kaldıralım, bu kişiler elini kolunu sallaya sallaya sınır kapılarından ülkemize girsin’ diye bir şey yok” ifadelerini kullandı. Gerekli şartların sağlanması halinde tedbirlerin yetkili yargı mercileri tarafından değerlendirileceğini belirten Baş, başka suçlardan yakalama kararı bulunan kişiler hakkında ise işlemlerin devam edeceğini söyledi.
“DİĞER SUÇLAR TEMİZLENMİYOR”
Düzenlemeden yararlanan kişilerin terör suçu dışında işledikleri suçların ortadan kalkmayacağını vurgulayan Baş, uyuşturucu, hırsızlık veya dolandırıcılık gibi suçlara ilişkin soruşturma, kovuşturma ve infaz süreçlerinin aynen devam edeceğini belirtti.
Baş, “Bu kanun yalnızca terör suçları sebebiyle oluşturulan bir kanun. Terör suçunun ertelenmiş olması bu kişinin işlemiş olduğu diğer suçları temizlemiyor. Diğer suçlar yönünden kesinlikle kimseye bir af söz konusu değil” dedi.
5 VE 10 YILLIK ERTELEME NASIL UYGULANACAK?
Yasanın kamuoyunda en çok tartışılan hükümlerinden biri olan ceza ertelemelerini de anlatan Baş, toplam 15 yıl veya daha az hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının infazının 5 yıl; 15 yıldan fazla hapis ile müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanların cezalarının ise 10 yıl süreyle ertelenmesinin öngörüldüğünü ifade etti.
Baş, uygulamanın şartlı tahliye veya denetimli serbestlikle karıştırılmaması gerektiğini belirterek, “O suç hiç işlenmemiş gibi tertemiz bir sabıka kaydı olmuyor. O suç işlenmiş, cezası verilmiş ve cezası çektirilmiş gibi bir muamele görüyor” ifadelerini kullandı.
YENİDEN TERÖR SUÇU İŞLENİRSE DOSYA DEVREYE GİRECEK
Erteleme süresinde yeniden terör suçu işlenmesi halinde sürecin yeniden işleyeceğini belirten Baş, “Tekrar terör suçu işlediği noktada, sanki bu haktan yararlanmamış gibi süreç aynen işlemeye devam edecek. Hem son işlediği terör suçu hem de kendisine hak verilen önceki terör suçu tekrar işleme konulacak. Hakkındaki soruşturma, kovuşturma ve infaz aynen devam ediyor olacak” diye konuştu.
7. MADDEDEKİ DEĞERLENDİRME KURULU NE YAPACAK?
Programda yasanın 7. maddesinde yer alan değerlendirme kurulu ve Meclis bünyesinde oluşturulacağı belirtilen izleme komisyonunun görevleri de ele alındı.
Avukat İsmail Baş, 7. maddede bir değerlendirme kurulunun öngörüldüğünü ve kurulda Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında Adalet Bakanı, Dışişleri Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri gibi isimlerin yer aldığını belirtti. Baş, kanunda ayrıca alt komisyonların oluşturulabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunduğunu ifade etti.
Bu yapıların kişileri tek tek fiziki veya dijital olarak takip etmek amacı taşımadığını vurgulayan Baş, söz konusu mekanizmanın denetimli serbestlik, elektronik kelepçe veya kişiye özel kolluk takibi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Baş, “Tedbirler kesinlikle uygulanmayacak. Bu denetimli serbestlik değildir. Elektronik kelepçe takalım, dışına çıkış yasağı koyalım, bu kişiyi tabiri caizse başına bir güvenlik kuvveti tahsis etmek suretiyle adım adım izleyelim gibi bir amaç değil” dedi.
Buradaki yaklaşımın daha makro, stratejik ve idari bir yapı olduğunu belirten Baş, komisyon, kurul ve alt komisyonlar eliyle kişilerin tek tek izlenmesinden ziyade bir bütün olarak sürecin amacına ulaşıp ulaşmadığının değerlendirileceğini söyledi. Baş, bu kanun kapsamında avukatlara, kolluk kuvvetlerine veya denetimli serbestlik müdürlüklerine özel bir görev yüklenmediğini de belirterek, “Hiçbir avukat veya hiçbir kolluk kuvveti, hiçbir denetimli serbestlik müdürlüğü çalışanı sırf bu kanun dolayısıyla ‘Ben gideyim şu işi yapayım’ şeklinde bir şeye girmeyecek” ifadelerini kullandı.
“AMAÇ, TOPLUMSAL ENTEGRASYONUN BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ”
Sunucunun, herhangi bir suç işlememiş ancak topluma karışmakta veya uyum sağlamakta zorluk çeken kişiler hakkında izleme komisyonunun ne gibi tedbirler alabileceğini sorması üzerine Baş, kurul ve alt kurulların yapacağı değerlendirmelere dikkat çekti.
Baş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Adalet Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve diğer kurul üyelerinin doğrudan sokağa inerek tek tek gözlem yapmayacağını, bu çalışmaların alt kurullar ve onların oluşturacağı veya görevlendireceği birimler aracılığıyla yürütülebileceğini söyledi.
Buradaki değerlendirmede belirli bir kişinin tek başına topluma entegre olup olmadığının izlenmesinden ziyade, kanunun bütün olarak amacına hizmet edip etmediğinin değerlendirileceğini belirten Baş, eski terör örgütü üyelerinin toplumsal yaşama entegrasyonunun genel bir çerçevede ele alınacağını ifade etti.
Baş, beklenen amacın gerçekleşmediğinin gözlemlenmesi halinde ilgili kurulların ek tedbirler alma yetkisine sahip olabileceğini söyledi. Bu kapsamda Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu tarafından yürütülebilecek idari politikalar, psikolojik destek politikaları, rehabilitasyon ve istihdam gibi projelerle kanunun amacına ulaşmasına yönelik tedbirler alınabileceğini belirtti.
Sunucunun, bu durumu “saldım çayıra, Mevlam kayıra bir uygulama değil yani” şeklinde sorması üzerine Baş, bunun kesinlikle söz konusu olmadığını belirterek devletin ilgili kurullar ve birimler aracılığıyla süreci izleyeceğini ve amacına ulaşmadığının görülmesi halinde ek tedbirler alınabileceğini söyledi.
6 AYLIK SÜREDE SİLAH TESLİM EDİLİRSE GEÇMİŞ SUÇLAR ORTADAN KALKACAK MI?
Programın son bölümünde, MGK kararından sonra 6 ay içerisinde silah bırakıp başvurma şartı da gündeme geldi. Sunucunun, bu süre içerisinde teslim olan bir örgüt mensubunun daha önce bir eylemde kullandığı silahın balistik incelemeyle tespit edilmesi halinde sorumluluktan kurtulup kurtulamayacağını sorması üzerine Baş, silah teslim etmenin geçmişte işlenen suçları ortadan kaldırmadığını vurguladı. Baş, 6 aylık hak düşürücü süre içerisinde silah teslim edilmesinin veya yazılı başvuru yapılmasının kişiye bir dokunulmazlık sağlamadığını söyledi.
“Getirip silahı teslim etmiş olması veyahut 6 aylık hak düşürücü süre içinde yazılı başvurması, işlemiş olduğu suçları tamamen silmeye, adeta ona bir dokunulmazlık zırhı tesis etmeye yeterli değil. Böyle bir şey yok” diyen Baş, düzenlemenin genel af olmadığını bir kez daha vurguladı.
SİLAH KASTEN ÖLDÜRME SUÇUNDA KULLANILDIYSA CEZA DEVAM EDECEK
Silahın geçmişte işlenen bir kasten öldürme suçuyla bağlantısının tespit edilmesi durumunu da değerlendiren Baş, bunun yasanın istisnaları arasında yer aldığını söyledi. Baş, PKK veya KCK yapılanması altında geçmişte bir güvenlik görevlisinin veya vatandaşın öldürülmesinde kullanılan bir silahın, daha sonra teslim edilmesi halinde de suçun ortadan kalkmayacağını belirtti.
Silahın yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda söz konusu kasten öldürme olayına karıştığının bilimsel veriler, laboratuvar sonuçları veya kriminal raporlarla ortaya konulması halinde kişinin bu suçtan sorumlu tutulacağını ifade eden Baş, “Kasten öldürme suçu bu kanun kapsamında değil. Dolayısıyla sorunuzun açık cevabı evet, bir silahın geçmişte bir kasten öldürme suçuna karıştığı, bir şehit edilme durumuna karıştığı tespit edilirse, bilimsel verilerle, laboratuvar sonuçlarıyla, kriminal raporlarla o noktada o kişi tabii ki cezasını çekiyor olacak ve bu suçtan bu kanun kapsamına alınmıyor olacak” dedi.
“TÜRKİYE ARTIK DAHA FAZLA TERÖR GÖRMESİN”
Programın sonunda Avukat İsmail Baş, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin temennisini de paylaştı.
Türkiye’nin uzun yıllardır terör nedeniyle ağır bedeller ödediğini belirten Baş, vatandaşların mağdur olduğunu, şehitlerin verildiğini ve terör faaliyetleri nedeniyle insanların can ve mal kayıpları yaşadığını söyledi.
Baş, “Türkiye gerçekten terörden çok canı yanmış, çok uzun yıllardır terör belasıyla mücadele etmiş bir ülke. Vatandaşlarımız bu konuda çok mağdur oldu, şehitlerimiz oldu. Terörden, terör faaliyetleri nedeniyle canından malından olanlar oldu. Bu ülke artık daha fazla terör görmesin istiyoruz. Önümüze bakalım, geleceğimize bakalım istiyoruz” dedi.
Sürecin doğru şekilde uygulanması gerektiğini ifade eden Baş, sözlerini “Umarım da bu kanun hakkıyla uygulanır. Hiç kimse, hiçbir taraf bunu suistimal etmeden ortak bir Türkiye geleceği inşa edebiliriz” diyerek tamamladı.
Bakmadan Geçme


