Gençlik Edebiyatı
GÜLŞAH ELİKBANK
Siz bu yazıyı okurken, ben 11. Roman Kahramanları Festivalinde Günebakan Üçlemesi romanlarım üzerinden “Fantastik Edebiyat mı Kaçış Edebiyatı mı”, başlıklı bir söyleşi ile liseli gençlerle Maltepe Üniversitesi kampüsünde buluşmuş olacağım. Ülkemizdeki nadir fantastik gençlik edebiyatı eserleri arasında yer alan romanlarımı yazalı dile kolay 16 yıl olmuş. Size onlar hakkında yazılmış bir makaleden alıntı yapmak istedim.
Günebakan Üçlemesi’ni fantastik edebiyat içinde:
Psikolojik-alegorik fantastik
Yer yer büyülü gerçekçilikle temas eden
ve gençlik edebiyatıyla kesişen bir metin olarak konumlandırabilir.
Yani bu eser, fantastik edebiyatın “kaçış” değil, anlam üretme ve kimlik kurma alanı olduğunu gösteren çağdaş örneklerden biri olarak okunabilir. Günebakan Üçlemesi, fantastik edebiyatın yüzeysel bir kaçış alanı olmaktan ziyade, psikolojik derinlik, sembolik anlatım ve toplumsal eleştiri üreten çok katmanlı bir anlatı formu olduğunu ortaya koyan çağdaş örneklerden biri olarak değerlendirilebilir. Halk bilimi açısından değerlendirildiğinde, modern fantastik anlatının folklorik unsurları dönüştürerek yeniden ürettiği bir metin olarak okunabilir. Eserdeki arketipsel yapı, doğa temelli sembolizm ve kutsal-profan ilişkisi, halk anlatılarının sürekliliğini çağdaş bir kurgu içinde görünür kılar. Bu bağlamda metin, bireysel bir hikâye olmanın ötesinde, kolektif kültürel hafızanın güncel bir temsilidir.
Yerli mitolojik unsurların modern fantastik kurguya entegrasyonu, genç yetişkin fantastik türünün Türkçe örneklenmesi ve psikolojik-alegorik fantastik anlatının görünürleşmesi açısından önemli bir örnek metin olarak değerlendirilebilir. Bu yönüyle Türk fantastik edebiyatının yerelleşme ve türleşme sürecinde dönüştürücü bir ara halka işlevi görmektedir. Gülşah Elikbank’ın Günebakan anlatıları ile Medusa’nın Pusulası birlikte değerlendirildiğinde, yazarın poetikası; mitolojik figürleri yeniden yazan, sembolik yönelim ve yol metaforları üzerinden kimlik ve dönüşüm temasını işleyen, kadın merkezli bir mitopoetik fantastik anlatı stratejisi olarak tanımlanabilir. Bu yapı, Türk fantastik edebiyatında mitin dekoratif değil, düşünsel ve eleştirel bir araç olarak kullanıldığı örneklerden biri olarak öne çıkar. Gülşah Elikbank’ın Günebakan, Medusa’nın Pusulası ve Uykusuzlar eserleri birlikte okunduğundaysa, yazarın fantastik edebiyatı dekoratif bir tür olarak değil; mit, bilinç ve kimlik arasındaki ilişkiyi çözümleyen çok katmanlı bir anlatı alanı olarak kullandığı görülür. Bu bağlamda söz konusu metinler, Türk edebiyatında mitolojik yeniden yazım ile psikolojik fantastik anlatının kesişiminde konumlanan bütüncül bir yazınsal çizgi oluşturur.