• Haberler
  • Siyaset
  • Davutoğlu'ndan İran savaşı uyarısı: 'Trump Epstein dosyasından kurtulmak için dünyayı ateşe veriyor'

Davutoğlu'ndan İran savaşı uyarısı: 'Trump Epstein dosyasından kurtulmak için dünyayı ateşe veriyor'

26. Türkiye Başbakanı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, TV 9'un özel konuğu oldu. Gazeteci Deniz Doğan'a yaptığı değerlendirmede İran merkezli krizin ideolojik ve siyasi arka planını anlattı.

26. Türkiye Başbakanı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu partisinin iftar yemeği için İzmir'deydi. TV 9'un canlı yayın konuğu olan Davutoğlu ABD iç siyasetinden Ortadoğu’daki teopolitik planlara, Türkiye’ye düşebilecek bir füze riskinden derinleşen ekonomik uçuruma kadar birçok başlıkta çarpıcı uyarılarda bulundu.

Davutoğlu'ndan İran savaşı uyarısı: 'Trump Epstein dosyasından kurtulmak için dünyayı ateşe veriyor'
“Sistemik bir deprem ve teopolitik fanatizm”

26. Türkiye Başbakanı, Dışişleri eski Bakanı ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu, bölgede giderek tırmanan İran merkezli krize ilişkin Deniz Doğan TV 9’a dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Uluslararası düzenin uzun süredir büyük bir kırılmaya doğru gittiğini belirten Davutoğlu, yaşanan gelişmelerin sürpriz olmadığını ifade etti.

 

Davutoğlu, küresel sistemdeki kırılmayı yıllar önce dile getirdiğini hatırlatarak şunları söyledi:

“Genel olarak uluslararası düzenin sarsılacağı konusundaki ilk uyarım, Trump 2017’de iş başına geldiğinde yayımlanan ‘Sistemik bir depremin eşiğindeyiz’ başlıklı makalemdi. Daha önceki krizleri inceleyerek dünyanın büyük bir deprem yaşayacağını ve düzenin sarsılacağını 9 sene önce ifade etmiştim. Daha sonra 2020’de bu ‘Sistemik Deprem’ başlığıyla Cambridge Üniversitesi tarafından kitaplaştırıldı. Bunun yaklaşmakta olduğunu seziyorduk. Son yıllarda da Türkiye’de bir muhalefet lideri olarak sürekli ‘Fırtınalı günler geliyor, aman iç siyasi birliğimizi tahkim edelim, dış politikada ve askeri alanda Türkiye’yi güvenli bir istikrar adası olarak tutalım’ diye uyarılarımızı yapıyorduk.”

Ortadoğu’da yaşanan gerilimin yalnızca stratejik hesaplarla açıklanamayacağını vurgulayan Davutoğlu, İsrail ve ABD yönetimlerinde ideolojik bir motivasyon bulunduğunu savundu.

Davutoğlu, “Soykırım Gazze’de başladığında ve Trump iş başına geldiğinde gördük ki; soykırımı yapan Netanyahu’nun bir Siyonist olarak dünyaya bakışıyla, Trump’ın bir Hristiyan Siyonisti olarak dünyaya bakışı tam anlamıyla örtüşüyor. Bunlar rasyonel şeyler değil, tam anlamıyla dogmatik ve fanatik” dedi.

Bu yaklaşımın dini motivasyonlarla şekillendiğini belirten Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Düşündükleri şu: ‘Filistin’de Yahudilerin mutlak hakkı vardır ve bütün Yahudiler Filistin’e toplandığı zaman Mesih geri gelecek.’ Trump’ın etrafındakiler de bu inançla Netanyahu’nun Filistinlileri sürme politikasına destek verdiler. ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi açıkça ‘Yahudilerin, İsrail’in Nil’den Fırat’a kadar vadedilmiş toprak hakkı var, keşke orayı ele geçirseydi’ dedi. Ben buna ‘teopolitik’ diyorum. Bunlar devlet yönetiyorlar ve herkese bu nazarla bakıyorlar.”

Davutoğlu’na göre İsrail’in son dönemdeki askeri hamleleri de bu çerçevenin parçası.

“İsrail’in Gazze’den sonra Lübnan’a, Suriye’ye, Yemen’e ve İran’a yaptığı saldırıların hepsi bir hazırlıktı; dünya kamuoyunu buna hazırlamaktı. Son bir hafta içinde dünyaya Dünya Savaşı’nın ayak seslerini işittirdiler.”

 

“Trump, Epstein dosyasından kurtulmak için dünyayı ateşe veriyor”

Davutoğlu, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran savaşına dahil olmasının yalnızca ideolojik nedenlerle açıklanamayacağını söyledi. ABD iç siyasetindeki dengelerin de bu süreci etkilediğini dile getiren Davutoğlu şu değerlendirmede bulundu:

“Trump’ın etrafındakiler bu zihniyete sahip ama Trump’ın buna müdahil olmasının asıl sebebi yaklaşan seçimler. Amerika’da sarsılan prestijini gücünü göstererek ve Yahudi lobisinin bütünüyle desteğini alarak toparlamaya çalışıyor.”

Davutoğlu, Trump’ın seçimleri kaybetmesi halinde ciddi hukuki süreçlerle karşılaşabileceğini savunarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu neden önemsiyor? Çünkü seçimi kaybederse, senatoda çoğunluğu yitirirse Epstein dosyası dolayısıyla hakkında soruşturma açılacak. Pedofili ve çocuk istismarı ile ilgili dosyalardan sorgulanmamak, kendini bencilce korumak için dünyayı ateşe veriyor. Biz niye onun satranç oyununun parçası olacağız?”

 

“Anadolu’ya düşecek bir füze Türkiye’yi savaşa sokabilir”

Türkiye’nin mevcut durumda savaşın dışında kalmaya çalıştığını ancak bunun tek başına yeterli olmayabileceğini belirten Davutoğlu, aktif diplomasi çağrısı yaptı.

Davutoğlu, “Tarafsızlık ve Türkiye’yi savaşın dışında tutma politikası doğrudur. Ancak saldıranla, havadan gencecik kızları katleden soykırımcı Netanyahu ile saldırıya uğrayan İran’ı aynı kefede değerlendirmek doğru değildir. Trump’ın peşine takılarak dünyada itibarlı olamazsınız” dedi.

Türkiye’nin aktif tarafsızlık politikası yürütmesi gerektiğini ifade eden Davutoğlu, şu önerileri dile getirdi:

“Türkiye pozisyonunu net çizmeli, ilkesel duruşunu göstermeli ama bu savaşa girmek anlamına da gelmemeli. Mesela İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in takip ettiği politika bütün dünyada takdir topladı; Türkiye de bu tavrı sürdürmeli. Kürecik ve İncirlik üssünün asla İran’a karşı kullanılmayacağı, Konya’dan kalkan AWACS uçuşlarının iptal edildiği ilan edilmeli.”

Davutoğlu, bölgesel savaş ihtimaline ilişkin de uyarıda bulundu.

“Beni en çok korkutan senaryo İran ile Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan arasında yaşanacak bir savaştır. Türkiye’nin derhal bölge ülkeleri arasındaki ilişkileri düzeltmesi, Katar’daki üssümüzü bir barış köprüsü olarak kullanması lazım.”

Türkiye’nin doğrudan savaşa çekilme riskinin de bulunduğunu belirten Davutoğlu şu ifadeleri kullandı:

“Bizim böyle bir garantimiz veya dokunulmazlığımız yok, bu durum her an değişebilir. Bakın, örneğin İran’ın topraklarından üç tane Mossad ajanı bir füze fırlatsa ve o füze Anadolu’da bir yere düşse, Türkiye ile İran’ı anında savaşın içine sokarlar.”

Davutoğlu, benzer provokasyonların mümkün olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Uluslararası basında zaten böyle bir algı yaratılmaya çalışılıyor. İşte bu yüzden tarafsızlık bizi tek başına korumaz, arabuluculukla tansiyonu düşürmemiz şart. Yakın zamanda Nahçıvan’a bir füze düştü. Yarın Azerbaycan’a bir saldırı olsa Türkiye buna sessiz kalabilir mi? Kalamaz.”

 

“Kral çıplak ama derin bir ekonomik uçurum var”

Davutoğlu, değerlendirmelerinde Türkiye’deki ekonomik tabloya da değindi. Resmi veriler ile sokaktaki gerçekler arasında büyük bir fark bulunduğunu belirten Davutoğlu, medyanın bu farkı görünmez kıldığını savundu.

“Kral çıplaklığını örtebilmek için müthiş bir medya hakimiyetine sahipler. Herkese aslında başka bir tablo gösterme çabası var. Ama hayatın gerçekleri çok başka.”

Sokakta karşılaştığı örnekleri anlatan Davutoğlu, enflasyonun resmi rakamların çok üzerinde hissedildiğini söyledi.

“Bugün yolda bir kuruyemişçiye uğradım. Etikette 200 lira yazıyor, ‘Geçen sene kaç liraydı?’ dedim, ‘100 liraydı’ dedi. TÜİK enflasyonu yüzde 30 gösteriyor ama esnaf ‘Bizde en az yüzde 100 zam var’ diyor. Elektronikçiye giriyorum, ‘En az yüzde 70’ diyor.”

Davutoğlu, ekonomik eşitsizliğin toplumda derin bir uçurum yarattığını belirterek şu sözlerle değerlendirmesini tamamladı:

“Sonra sokakta Hicri Hanım adında yaşlı bir hanımefendiyle karşılaştım. Bir emekli. Elindeki poşette sadece iki tane halk ekmek var ve eve götüreceği başka bir şeyi yok. ‘Çalışmak istiyorum, ne iş bulursam yapmaya çalışıyorum. Evde bakmam gereken torunlar var, yüzlerine bakamıyorum’ diyor. Diğer taraftan büyük şehirlerde lüks bir lokantada 4 kişilik bir ailenin bir iftar faturası 28.000 lira tutuyor. Yani 4 kişilik bir ailenin bir aylık yaşamı için eline geçen asgari ücreti, zengin bir aile tek bir akşamda veriyor. Türkiye’nin neredeyse yarısı asgari ücretle geçinirken, enflasyonun altında ezilen bu kadar geniş bir kitle varken kimse bu duruma iyi diyemez. Ortada maalesef çok derin bir yolsuzluk var.”

Dokuzda 9 - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme