Tekstil sektörü lokomotif olmaktan çıkıp arka vagona ilerliyor
Moda Özgem işletmecisi Özgür Öztürk, tekstil sektöründeki maliyet artışlarına ve düşen alım gücüne dikkat çekerek, daralan pazarda ayakta kalmaya çalışan üreticilerin 'arka kapı ekonomisi' olarak adlandırılan stok eritme yöntemlerine başvurduğunu belirtti. Öztürk, artan enerji ve nakliye fiyatlarının fiili üretimi derinden etkilediğini vurguladı.
Haberin Özeti
- • Moda Özgem işletmecisi Özgür Öztürk, tekstil sektöründeki maliyet artışlarına ve düşen alım gücüne dikkat çekerek, daralan pazarda ayakta kalmaya çalışan üreticilerin "arka kapı ekonomisi" olarak adlandırılan stok eritme yöntemlerine başvurduğunu belirtti. Öztürk, artan enerji ve nakliye fiyatlarının fiili üretimi derinden etkilediğini vurguladı.
Moda Özgem işletmecisi Özgür Öztürk, tekstil sektörünün içinde bulunduğu ekonomik darboğazı ve artan maliyetlerin tüketiciye yansımalarını değerlendirdi. Asgari ücretle çalışan bir vatandaşın alım gücünün ciddi oranda düştüğüne dikkat çeken Öztürk, "Asgari ücret alan bir çalışan, maaşının onda birini verip bir pantolon alacak. Bu çok yüksek bir oran." ifadelerini kullandı.
Bu durumun temelinde yatan nedenleri sorgulamak gerektiğini belirten Öztürk, "Bunun altyapısına bakmak lazım, neden bu duruma geldik? Asgari ücretlinin alım gücü mü düştü, yoksa gerçekten tekstil, gıda veya kira mı anormal yükseldi? Tarım sektöründen tutun da kot pantolona kadar gelen bir skaladan bahsediyoruz aslında. Anormal bir yükseliş var." dedi.
Ekonomik krizlerin geçmişte de yaşandığını ancak mevcut durumun kronikleştiğini dile getiren Öztürk, "Ticari hayatta 1989'dan beri varım. Çiller, Ecevit, Demirel, Mesut Yılmaz zamanında krizleri yaşadım. Ama en uzun kriz 3 ay sürdü. 4 yıl süren bir kriz olmaz. Demek ki yapı taşlarından birinde bir aksama var. Artık böyle gidecek gibi durmaya başladı, güven bitti. Güven endeksi düştükçe ekonomik yapı bozulur." değerlendirmesinde bulundu.
Üretim değil tüketim fiyatlamasıyla büyüyoruz
Sektördeki ciroların kağıt üzerinde artmasına rağmen fiili üretimin (adet) düştüğünü vurgulayan Öztürk, Türkiye'nin G20 içerisindeki konumuna da değindi. Öztürk, sektörel daralmayı şu sözlerle özetledi:
"TL bazında büyüyebilirsin. Türkiye G20'de. Peki nereden G20'ye giriyor? Üretim fiyatlamasından değil, tüketim fiyatlamasından giriyoruz. Dünyadaki tüketimi en yüksek 20 ülkeden birindeyiz. Cirolarımız artıyor ama adede bakarsanız düşüyor. Geçen yılın adedinin yüzde 45-50'sini yaptığın zaman, geçen yılın cirosunun yüzde 30 fazlasını yapıyorsun. Adedin azalıyor. Üretimi az olan bir sektörün lokomotif olma lüksü yok. Tekstilin artık lokomotiften çıkıp yavaş yavaş en arka vagona doğru gittiğini düşünüyorum."
Artan fiyatların vatandaşın günlük yaşamına doğrudan etki ettiğini hatırlatan Öztürk, "Bayramda bir çocuğa harçlık verdiğimiz zaman, eskiden en yüksek banknot olan 200 lira verebilirsek çocuk gidip kendisine bir kot pantolon alabilirdi. Bugün bir kot pantolon almak için asgari ücretli birinin düşünmesi zorunda. Çünkü fiyatlar şu anda 2000, 2500, 3000 lira." diyerek tablonun ciddiyetini gözler önüne serdi.
Yüksek maliyetler arka kapı ekonomisini doğuruyor
Maliyet artışlarının en büyük nedeninin enerji ve nakliye giderleri olduğunu savunan Öztürk, "Bana göre bunların hepsinin asıl sebebi enerji; petrol ürünleri, elektrik... Dünya çapında 100 dolarlardan 55 dolarlara kadar petrol fiyatları aşağıya inerken benim ülkemde petrole zam geliyordu, ÖTV artışı oluyordu. Bu da ne oluyor, bir kez bir şeyi burada üretmen önemli değil, bunu sevk etmen önemli. Nakliye maliyeti, üretim maliyetinin önüne geçiyor." dedi.
Atölyelerin kapasitelerini doldurmak ve artan maliyetler gölgesinde biriken stokları eritmek için piyasada farklı yöntemlerin geliştiğini anlatan Öztürk, sektördeki arz fazlasının nasıl eritildiğini şu sözlerle ifade etti:
"Arka kapıdan piyasaya çıkan orijinal ürün var. Bunlarla mücadele edebilir miyiz, edemeyiz. Onlar da resmi ticaret yapıyor. Rafında 1000 liraya sattığı ürünü, arka kapıdan 300 lira maliyetine piyasaya indiriyor. Piyasada da orijinal olmasına rağmen 'çakma' diye 600 liraya satılıyor. Ne yapıyor? Adet yapıyor. Adet yapmak zorundasın. Çünkü atölyeler devam etmek zorunda. Örneğin bir gömlek atölyesi ayda 100 bin adet gömlek üretiyor. Sen bir ayda o 100 bin taneyi sattıramazsan elinde stok fazlası oluşur. Bu stoğu bir şekilde eritmek zorundasın. Bu da arka kapı ekonomisi olarak ortaya çıkıyor."
Mevcut ekonomik şartlara rağmen umutsuzluğa kapılmamak ve üretmeye devam etmek gerektiğinin altını çizen Öztürk, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir mekan açmak için 15-20 milyon lira harcıyorsunuz. Kazandığınız parayı faize koysanız, faizin onda birini kazanmıyorsunuz. Ama olay sadece para kazanma değil, ülkeyi ayakta tutma olayı. Umutların yeşereceği, umutların daha ileriye taşınacağı güzel günler bu ülkeyi bekliyor. Sabretmeden hiçbir şeye ulaşılmıyor ama vazgeçmemek de gerekiyor.”
