MİKEMMELİZ
Hatice Çakır
Gençliklerindekiaykırı yaşamlarını izlemiştim. Belki bu, onların tercihi değildi.Evlendiklerinde, çocukları olup çocukları büyüdüğünde ne yapacaklarını şaşıran ünlülerimizin hayatlarınıtakip edip konuşmak,kendi meselem haline gelmişti.
Seksenlerin gençlerindenim. O dönemlerde büyüklerimiz, başımıza kötü şeyler gelmesin diye üzerimizdeöylebüyük baskılar kurardı ki nefes alamazdık. Bizi korumalarıadına yediğimizdayaklarsa acı bir ironiydi.Yine dekuralları delmeyi başarmak bizim işimizdi. İşte bu çelişkilere rağmen“Normal aileydik” demek istiyorum.
Arasıra gazete alır, magazin programlarını seyrederdim.Özgür,aykırı hayatlara hayret eder,aynı zamandaözenirdim.
Aslında benim gibiler mikemmeldik. “Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?” sorusuna, birinci sırada “Kitap okuruz” yalanını söyler,üstelik kimsenin inanmayacağını da bilirdik. Oysa yalan söylemeye gerekbileyoktu. Zaten o yıllarda televizyon izleyenlerve olan biteni tartışan kişiler, kendilerinibilim insanı ilan ederdi.
“Bu yıllar nasıldı ki?” yine araya girdi iç sesim.
Hayatımda neredeyse hiç keşkem yoktur.Yaşadıklarıma “Ya bir ödülya da öğretidir” derim. Son beş yıldır hayatımı durdurup okumaya, araştırmaya, yazmayaayırdığım yaşlılığa giden bu dönemimde,daha önce yeterince okumayan gençliğime küfürler sallıyorum. Tabiiailem, gelenek, görenek ve sistem de bu güzel sözlerimden nasibini alıyor.
Henüz harika dünyaları okumaya başlamayanlaraneleri kaçırdıklarını hatırlatmak isterim. Bence güzel ülkemin güzel insanları için mutluluk veren okuma konusu,her zaman metin arasına girmeyi hak eder.
Bu arada aramızda kalsın. Yine gençlik yıllarımdafarklıyaşayan sanatçılarımızınormalsayılan toplumun içindeneleştirenlerarasında, aykırılığın tavanınıyaşayanlar vardı. Duyulmaması için konunun üstünü örterlerdi.
Yıllarca sanatçılarımızın müzikleriyle,filmleriyle mutlu oldum; şimdi ise bazı konularda hüzünleniyorum.
Küçük yaşta şöhret olanların, birliktelik yaşadıkları kişilerden olan çocuklarını, aile büyüklerinin ve geleneklerin etkisiyle kabul etmemeleri; çocuk, anne ve sanatçı babanın yıllarca acı çekmesine sebep olmuştu.
İki ünlününbüyük aşklarına ve uzun yıllar birlikte yaşamalarına rağmen,söz verdiği halde bahaneler göstererekilk evliliğini bitirmeyen adama veailesine mutsuzluksıkıca sarılmıştı.
Sanat camiasının tehlikeli olacağından korkanların,çocuklarını uzak tutabilmek için onları tutsak etmesineve pek çok üzücü örneğe şahit oldum.
Küskünlükleriyle, miras kavgalarıyla çocuklarının durumuna üzülürken aklıma bir soru geldi. Bence bu güzel insanların ödediği bedelleri hafifletenbir şey var:Halkın, sanatlarını ve onlarıçok sevmesi…Bizler sayesinde mutlulardiye düşünüyorum. Peki, çocukları nasıl mutlu olacak?
Sormak isterim:Halk tarafından bu kadar çok sevilmek uzun ve meşakkatli bir yol olmalı.Ama bu yolda yanlarındahayat arkadaşları ve çocukları vardı. Sanatçı ile yaşamanın zorluğunu en iyi sanatçılar bildiğine göre sevgilerinive sahip olduklarını koşulsuzolarak onlarlada paylaşmakadaletli ve alkışlanabilir olmaz mı?
Biz mikemmellere gelince…
“Kızım, sana söylüyorum. Gelinim, sen işit.”