Bavulları Toplamadan Önce
MESUT NÖBETÇİGİL
Siz hiç şöyle akşamüstü çayı yudumlarken "Acaba başka bir ülkeye mi taşınsam?" hissiyle baş başa kaldınız mı? Niyetlenme konusunda yalnız değilsiniz; ben de o bavulu kafamda kaç kez doldurup doldurup boşalttım, hesabını tutamadım. Fakat her defasında tam biletleri inceleme aşamasına gelmişken durup kendime aynı soruyu sordum: Kaçmak yerine içerden değiştirmek daha mantıklı değil mi?
Netice itibarıyla atalarımız bu topraklarda yaşadı, yine bu topraklarda yatıyorlar; sağımız solumuz onların emekleriyle büyütülmüş nimetlerle dolu. Sabahın ilk ışıklarıyla ya da akşamın huzurunda evimizin odalarında yankılanan ezan sesi, bana sırf bir çağrı gibi değil, o eski insanların hâlâ buralarda bir yerde dolaştığının kanıtı gibi geliyor.
İşin duygusal boyutunu bir kenara bıraksak bile Annemin yaptığı o domates turşusunun tadını, Dünyanın En Gelişmiş Ülkeler Listesi’ndeki hangi gurme restoran verebilir ki? Toprağımız, havamız, "Ne haber ya?" diyerek karşılaştığımız sokaklarımız, dostlarımız ve en önemlisi derdimizi tek kelimeyle anlatabildiğimiz ana dilimiz... Hepsi birleşip tek bir kelime ediyor: Evim.
Şimdi soruyorum size: İnsan evini bırakıp nereye gider ki? (Ayrıca, vize kuyruğunda beklemektense buraları güzelleştirmek çok daha az yorucu, orası da ayrı!)
Sağlıcakla kalın