Güney Amerika (20)-Paraguay
MESUT NÖBETÇİGİL
Güney Amerika’nın Kadim ve Mağrur Yalnızlığı
Güney Amerika’nın kalbine, yaklaşık 7,5 milyon insanın nabzının attığı o gizemli coğrafyanın 2. Büyük nehri 5 000 km Parana üzerinden hemde pasaportsuz (Rehber polisiye bir olaya bulaşmazsan sıkıntı olmaz dediği için ) Paraguay’a korkusuzca ayak bastım. Burası adeta bir kovboy filmi platosu gibi; ama figüranlar gerçek, kültür ise sapa sağlam ayakta. İşin en ilginç yanı, kıtadaki komşuları harıl harıl İspanyolca ya da Portekizce konuşurken, bu mağrur halkın ana dili hâlâ o kadim Guarani dili. Kendi özünü bu denli koruyan başka bir ülke bulmak zor.
Tarihin Tozlu ve Biraz Da "Demir" Sancılı Sayfaları
Pek kimse bilmez ama 1850’li yıllarda Paraguay, bugün bildiğimiz o sakin ülke değil, adeta bir sanayi deviydi. Hatta iddia ediyorum; işçi hakları, çalışma koşulları ve demir-çelik üretimiyle Sanayi Devrimi’nin gerçek meşalesini burada yakan ilk onlardır. Demir yollarında dünya zirvesine oynamaları, tabii ki "denizlerin efendisi" İngiltere’nin uykularını kaçırmış.
İngilizler boş durur mu? Arjantin ve Brezilya’nın kulağına fısıldayıp, "Sizin altyapınızı ben yapayım, siz de şu Paraguay’ın yükselişini bir durdurun," diyerek fitili ateşlemişler. Sonuç; 1864-1870 arasındaki o meşhur Üçlü İttifak Savaşı. Paraguay için tam bir trajedi; yetişkin erkek nüfusunun neredeyse tamamı bu savaşta yok olmuş. Bir ülke düşünün ki, küllerinden yeniden doğması yüzyılını almış.
Enerji Bol, Siyaset Karışık
Bugün o savaş yorgunu topraklar, Brezilya ile ortak işletilen devasa Itaipu Barajı sayesinde enerjiye doyuyor. Siyasi tarihlerine baksanız; 1850’lerden 1990’lara kadar darbe ve diktatörlükten başlarını kaldıramamışlar. Şimdilerde ise o eski sert günlerin ardından, biraz geç de olsa demokrasinin tadını çıkarmaya çalışıyorlar.
Ciudad del Este: Ticaretin "Vahşi Batısı"
Ve geldim o meşhur Ciudad del Este’ye... Burası tam bir curcuna, tam bir keşmekeş!
Bizim "El Turco"lar: Şehirdeki ticaretin dizginleri Lübnan ve Suriye kökenli ailelerin elinde. Zamanında buraya Osmanlı pasaportuyla geldikleri için herkes onlara "El Turco" diyor. Adamlar da durumu o kadar benimsemiş ki, kendilerini gerçekten Türk olarak tanıtıyorlar. Binlerce kilometre ötede hiç beklemediğiniz bir "hemşeri" sıcaklığı!
Brezilya Mesaisi: Şehir esnafının garip bir huyu var; neredeyse tamamı Brezilya’da yaşıyor. Sabah sınırı geçip dükkan açıyorlar, öğlen saat 14:00 dedi mi kepengi indirip Brezilya’daki evlerine dönüyorlar.
Saat 14:00’ten Sonra Dikkat: İşte film burada kopuyor! Esnaf çekilince ticaretin rengi biraz griye, hatta "gayri meşru" bir havaya bürünüyor.
Markalar ve "Benzerleri": Sokaklarda yürürken bir yanda dünyanın en lüks markalarını, hemen yanında ise o markanın "ruh ikizi" olan taklitlerini görebilirsiniz. Sınır ticareti ve bavulcular yüzünden şehirde öyle bir trafik var ki, sanırsınız herkes bir yere yetişmeye çalışıyor (muhtemelen saat 14:00’e!).
Paraguay, her köşesinde ayrı bir hikaye barındıran, hem hüzünlü hem de hayli hareketli bir durak olarak hatıralarımda yerini aldı.
Sağlıcakla kalın