Mutluluğun Resmi
MESUT NÖBETÇİGİL
Mutluluğu, dertsiz tasasız bir hamak keyfinden ibaret sanarak büyük bir yanılgıya düşüyoruz. Hayatımızın senaryosu genelde o tatlı hayal üzerine kurulu: "Aman hiç sorunum olmasın, penceremden deniz görünsün, ben de kahvemi yudumlayıp huzurla yaşayayım..." Sanıyoruz ki mutluluk, krizlerin hiç uğramadığı, fırtınasız ve steril bir konfor alanı. Oysa "psikolojik sağlamlık" dediğimiz o havalı kavram; sorunların yokluğuyla değil, onlarla nasıl yaka paçaya cebelleştiğimizle ölçülüyor.
Kabul edelim, insan zihni tembelliğe bayılır ama eylemsizlik içinde asla aradığı o tatmini bulamaz. Sabah akşam pufuduk koltuğa kurulup hiçbir şeye temas etmeden yaşamak bizi mutlu etmiyor; sadece ruhumuzu yavaşça uyuşturup hissizleştiriyor. Gerçek doyum, elinde kumandayla koltuğa yapışmakta değil; hayatın önümüze ördüğü duvarlara rağmen o yolda yürüme cesaretindedir.
Zaten şöyle bir dönüp bakınca, dünyadaki her şeyin bir sonu var. Yaşam, ne olursa olsun kendi finaline doğru hızla akıp giden bir yolculuk. Karşılaştığımız zorluklar, içimizi kemiren dertler veya bizi yıpratan anlaşmazlıklar... Hiçbiri zamanın karşısında kalıcı değil. Bu dünyadaki her şeyin bir gün bitecek olması, aslında insanı rahatlatan ve özgürleştiren en büyük gerçek.
Mademki hiçbir acı, sıkıntı veya üzüntü sonsuza dek sürmüyor; o halde omuzlarımızdaki yükleri yavaşça yere bırakmak en mantıklı adım. Gelip geçici dertleri ruhumuza hamallık ettirmek yerine, sadece sahip olduğumuz anın değerini bilmek gerek. Hayatın getirdiği güzelliklere odaklanmak, huzuru seçmek ve içimizdeki yaşama sevincini korumak, bu kısa hikâyeyi en anlamlı şekilde yaşamanın tek yolu.
Tam da sırası gelmişken Nâzım Hikmet’in o meşhur Saman Sarısı şiirini hatırlayalım:
"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama...
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil,
Ne de ak örtüde elmaların,
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini...
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?"
Kumandayı bir kenara bırakıp konfor alanından çıktığınız, hayatın içine cesurca karışabildiğiniz şahane bir hafta olsun.
Sağlıcakla kalın!