- Haberler
- Kültür Sanat
- Herkesin içinde bir şeytan var: İzmir tiyatro durağı maskeleri indirdi
Herkesin içinde bir şeytan var: İzmir tiyatro durağı maskeleri indirdi
İzmir Tiyatro Durağı'nın sahnelediği 'Şeytanî Distopya', Karşıyaka'daki sezon finali gösteriminde ölüm, zaman ve modern insanın görünmez yüklerini sahneye taşıdı.
Haberin Özeti
- • Karşıyaka Boyoz Akademi Sanat Merkezi’nde sahnelenen “Şeytanî Distopya”, yaklaşık 1 saatlik sezon finali gösterimiyle dikkat çekti. Gösterimi izleyen Esin Vardar’ın oyun sonrası yönetmen, senarist ve oyuncularla gerçekleştirdiği röportajda; yapımın modern yaşamın baskıları, yalnızlık, tükenmişlik ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkiye dair güçlü mesajları öne çıktı.
İzmir Tiyatro Durağı’nın sahnelediği “Şeytanî Distopya”, Karşıyaka’daki sezon finali gösteriminde tiyatroseverlerle buluştu. Ölüm, zaman ve modern insanın görünmez yüklerini sahneye taşıyan oyun, gösterimi takip eden Esin Vardar’ın yapım ekibiyle gerçekleştirdiği röportajla daha da derinleşti.
İzmir’de alternatif tiyatro sahnesinin dikkat çeken yapımlarından “Şeytanî Distopya”, 15 Mayıs Cuma günü saat 20.30’da Karşıyaka Boyoz Akademi Sanat Merkezi’nde sezon finali gösterimini gerçekleştirdi. Yaklaşık 1 saat süren oyun, seyirciyi yalnızca bir tiyatro anlatısının içine değil, insanın kendi hayatına, seçimlerine ve ertelediklerine dönüp bakmaya zorlayan psikolojik bir yüzleşmenin içine çekti. Gösterimi izleyen Esin Vardar da oyun sonrası yönetmen, senarist ve oyuncularla bir araya gelerek yapımın alt metnine dair dikkat çeken sorular yöneltti. Röportajda oyunun yalnızca sahnedeki hikâyesi değil; modern yaşamın baskıları, yalnızlık, tükenmişlik ve insanın kendisiyle kurduğu ilişki de ele alındı.Yönetmenliğini ve senaristliğini Umut Şeddadi’nin üstlendiği oyun, ölüm temasını klasik anlamda bir son olarak değil; vicdani, psikolojik ve varoluşsal bir hesaplaşma olarak sahneye taşıyor. Yapım ekibiyle gerçekleştirilen röportajda, oyunun çıkış noktası, karakterlerin psikolojik derinliği ve modern dünyaya yönelttiği eleştiriler detaylı şekilde paylaşıldı.
“Herkesin içinde bir şeytan var”
Oyunun en çarpıcı yönlerinden birinin karakterlerin maskelerinin yavaş yavaş düşmesi olduğu ifade edildi. Yapım ekibi, hikâyenin tek bir sarsıcı sahneden değil, bütün olarak rahatsız edici bir yapıdan beslendiğini belirtti. Özellikle Negan karakterinin yeniden hayata döndükten sonra yaşanan “çözülme” bölümünün güçlü bir kırılma yarattığı belirtilirken, “Orada artık kimse gerçekten iyi biri değil. Herkesin içinde bastırdığı öfke, korku, çıkar ya da yalnızlık ortaya dökülüyor” değerlendirmesi yapıldı.
“İnsan ölümden değil, yaşamamış olmaktan korkuyor”
Oyunun merkezindeki en güçlü temalardan biri ise ölümle yüzleşme. Ancak yapım ekibine göre burada asıl korku ölümün kendisi değil.
Röportajda bu konuya ilişkin yapılan değerlendirmede, modern insanın sürekli zaman varmış gibi yaşadığına dikkat çekilerek, “İnsan en çok gerçekten yaşamamış olduğunu fark etmekten korkuyor. Çünkü hepimiz sürekli bir yerlere yetişmeye çalışırken kendimizi unutuyoruz” ifadeleri kullanıldı.
Oyunda zaman kavramının yalnızca dramatik bir unsur değil, karakterlerin ruh hâlini belirleyen baskıcı bir sistem olarak işlendiği vurgulandı.
Modern insanın görünmeyen yükleri sahnede
Karakterlerin yaşadığı travmaların tamamen kurgu olmadığı, gündelik yaşamın içinden beslendiği de röportajın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
Yapım ekibi; yalnızlık, onaylanma ihtiyacı, değersizlik hissi ve güçlü görünme baskısının günümüz insanının ortak duyguları hâline geldiğini belirtti. Özellikle insanların kalabalıklar içinde bile yalnızlaştığına dikkat çekildi.
Oyunda öne çıkan “görünmez yükler” temasına ilişkin ise çarpıcı bir değerlendirme yapıldı:
“İnsanlar artık sürekli yetmek zorunda hissediyor. Her şeye yetişmek, başarılı olmak, güçlü görünmek, güzel görünmek… Dinlenirken bile suçluluk hisseden bir çağın içindeyiz.”
“Mutlu değil, mutlu görünmeye çalışıyoruz”
Oyunun modern yaşam eleştirisinin en sert noktalarından biri de başarı ve mutluluk algısı oldu.
Röportajda günümüz insanının gerçekten mutlu olmaktan çok mutlu görünmeye çalıştığına dikkat çekildi. Sosyal baskılar nedeniyle insanların hissetmekten çok dışarıdan nasıl göründüğüne odaklandığı ifade edildi.
Oyundaki Olivia karakterinin de bu durumun en net örneklerinden biri olduğu belirtilirken, dışarıdan kusursuz görünen hayatların arkasında baskı, yalnızlık ve tükenmişlik bulunduğu vurgulandı.
Negan, modern insanın yansıması
Oyunun merkezindeki Negan karakterinin klasik anlamda kötü bir karakter olmadığına dikkat çekildi.
Yapım ekibine göre Negan; büyük suçlar işlemiş ya da kötücül bir figür değil, aksine kendi hayatını yaşamayı sürekli erteleyen sıradan bir insan.
Bu nedenle seyircinin karakterle kolay bağ kurduğu belirtilirken, Negan’ın “modern insanın ruh hâli” olarak tasarlandığı ifade edildi.
“Sanat bazen rahatsız etmeli”
Oyunun sert anlatımıyla seyirciyi bilinçli olarak rahatsız etmeyi seçtiği de röportajın önemli başlıklarından biri oldu.
Yapım ekibi, sanatın yalnızca rahatlatan değil, düşündüren ve sarsan bir alan olması gerektiğini savundu. “Eğer bir oyun bittikten kısa süre sonra unutuluyorsa sadece vakit geçirilmiştir. Ama seyirci salondan çıkınca kendi hayatını düşünmeye başlıyorsa, sanat gerçekten bir yere dokunmuştur” değerlendirmesi paylaşıldı.
Seyirciler oyundan sorularla çıktı
Gösterim sonrası alınan seyirci tepkileri de oyunun yarattığı etkiyi ortaya koydu. Yapım ekibi, bazı seyircilerin salon çıkışında “Ya gerçekten böyle bir düzen varsa?” sorusunu tartıştığını aktardı. Özellikle oyunun ölüm, zaman ve cehennem kavramlarını klasik anlatının dışında daha varoluşsal bir noktadan ele almasının izleyiciyi düşündürdüğü ifade edildi. Bazı seyircilerin ise oyundaki “Şeytan” karakterinin anlattıklarına hak vermeye başladıkları anlardan rahatsız olduklarını söylediği belirtildi.
“Distopya artık uzak bir gelecek değil”
Oyunun adında yer alan distopya kavramına ilişkin yapılan değerlendirmede ise bugünün dünyasına güçlü göndermeler yapıldı. Yapım ekibi, distopyanın artık yalnızca bilim kurgu filmlerine ait bir kavram olmadığını savunarak; insanların yalnızlaşması, görünüşe ve başarıya tapınması, tükenmişlik ve zaman baskısının bugünün gerçekliği hâline geldiğini ifade etti. “Şeytanî Distopya”nın da tam olarak bu normalleşmiş çürümeden beslendiği belirtildi.
Güçlü kadro
Oyunda Anıl Şeddadi, Umut Şeddadi, Beste Dalkıran, Nurcan Kılınç, Raşit Yılmaz, Selin Solaker, Gökçen Arcak, Suzan Kaban, Rüya Nalbant, Feray Pazarbaşı, Sevde Şensoy ve Ceren Sunal rol aldı.Oyunun dekor ve kostüm tasarımını Esra Kocabaş, ışık ve tasarımını Bülent Aydoslu üstlenirken, teknik ekipte Hürol Atıl ve Yiğit Mete Han yer aldı. Sezon finaliyle perde kapanırken, oyunun izleyiciye bıraktığı en güçlü soru ise şu oldu: “Eğer bugün her şey bitecek olsaydı, gerçekten kendim gibi yaşamış olduğumu söyleyebilir miydim?”
-
Şeytanî Distopya
-
İzmir tiyatro
-
Karşıyaka etkinlikleri
-
Boyoz Akademi Sanat Merkezi
-
İzmir kültür sanat
-
tiyatro röportaj
-
sezon finali oyunu
Bakmadan Geçme




