'CHP iktidarında GDO'ya kapı açılabilir' uyarısı

Agroekoloji savunucusu Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti'nin etkinliğinde konuşan S. Solakoğlu'nun tarım politikalarına ilişkin açıklamalarını sert sözlerle eleştirdi. Özkaya, 'Solakoğlu'nun Tarım ve Orman Bakanı olması halinde Türkiye endüstriyel tarımın daha da içine sürüklenebilir' dedi.

Haberin Özeti

  • Agroekoloji savunucusu Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti’nin etkinliğinde konuşan S. Solakoğlu’nun tarım politikalarına ilişkin açıklamalarını sert sözlerle eleştirdi. Özkaya, “Solakoğlu’nun Tarım ve Orman Bakanı olması halinde Türkiye endüstriyel tarımın daha da içine sürüklenebilir” dedi.

Agroekoloji savunucusu Ziraat Mühendisi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti’nin düzenlediği 49. İktisatçılar Haftası’nda konuşan CHP Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sencer Solakoğlu’nun açıklamalarına yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Özkaya, Solakoğlu’nun özellikle hibrit tohum, GDO ve endüstriyel tarım konularındaki görüşlerinin “yanlış bilgiler içerdiğini” savundu.

Özkaya, “CHP iktidarında S. Solakoğlu’nun Tarım ve Orman Bakanı olması durumunda Türkiye’nin endüstriyel tarıma daha fazla bağımlı hale gelebileceğini ve GDO’lu ürün üretimine izin verilebileceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

“Hibrit tohumların kısır olduğu iddiası doğru değil”

Solakoğlu’nun hibrit tohumlarla ilgili değerlendirmelerini eleştiren Özkaya, “Hibrit çeşitlerin mutlaka kısır olduğu düşüncesi doğru değil. Ancak ikinci kez tohum olarak kullanıldığında verim düşüyor ve standart olmayan ürünler ortaya çıkıyor. Bu nedenle çiftçi yeniden şirketten tohum almak zorunda kalıyor” dedi.

Şirketlerin yalnızca hibrit değil standart çeşitler de ürettiğini belirten Özkaya, “Bugün kullanılan birçok standart çeşit, binlerce yıl boyunca köylüler tarafından geliştirilen çeşitlerden oluşuyor. Şirketler bunları kullanarak kendi mülkiyetlerine geçiriyor. Bu aslında korsanlıktır” diye konuştu.

Özkaya, Solakoğlu’nun ıslah konusundaki örneklerinin de bilimsel açıdan sorunlu olduğunu öne sürerek, “Bugünkü buğday veya domates doğada kendiliğinden yoktu. Bunlar insanlığın tarım tarihi boyunca geliştirdiği ürünlerdir. Hibrit çeşitler de bu birikim üzerinden ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

“Verim öncelendi, besin değeri geri planda kaldı”

Endüstriyel tarım sisteminde şirketlerin önceliğinin verim, raf ömrü ve taşımaya dayanıklılık olduğunu söyleyen Özkaya, “Besin değeri, lezzet ve hastalıklara dayanıklılık ikinci plana itildi. Özellikle ABD ve İngiltere’de yapılan araştırmalar, son yıllarda üretilen sebze ve meyvelerde besin değerlerinin ciddi şekilde düştüğünü ortaya koyuyor” dedi.

Özkaya, hibrit çeşitlerin monokültür üretimi yaygınlaştırdığını ve bunun daha fazla tarım ilacı kullanımına neden olduğunu belirterek, “Bu durum hem çevreyi hem insan sağlığını olumsuz etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“GDO konusunda Avrupa örneği yanlış aktarılıyor”

Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Solakoğlu’nun GDO konusunda yaptığı değerlendirmelerin de gerçeği yansıtmadığını savundu. Özkaya, “Fransa, Almanya, İtalya, Polonya, Avusturya ve Yunanistan’da GDO’lu üretim yasak. Avrupa Birliği’nde pratik olarak GDO üretimi yok denecek kadar az” dedi.

Glifosat içeren herbisitlerin kanserojen olduğuna ilişkin Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı kuruluşların çalışmalarını hatırlatan Özkaya, “GDO’lu çeşitlerin ot ilacı kullanımını azaltacağı iddiası da gerçekleşmedi. Tam tersine direnç gelişti ve daha fazla kimyasal kullanımı ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

“Mera hayvancılığı yerine kapalı sistemi önermek yanlış”

Solakoğlu’nun hayvancılık politikalarını da eleştiren Özkaya, kapalı sistem hayvancılığın Türkiye için tek çözüm gibi sunulmasına karşı çıktı.

Özkaya, “Avrupa ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zelanda’da meraya dayalı hayvancılık başarıyla uygulanıyor. Türkiye’de hastalık problemi varsa çözüm kapalı sistem değil, bu hastalıkların eradike edilmesidir” dedi.

Kapalı sistem hayvancılığın ekolojik ve sağlık açısından risk taşıdığını ifade eden Özkaya, “Kesif yemle beslenen hayvanların ürünlerinde insan sağlığı açısından önemli olan Omega-3, K vitamini ve konjuge linoleik asit gibi maddeler ciddi şekilde azalıyor” diye konuştu.

Özkaya, agroekolojik yaklaşımın şirket merkezli üretime alternatif sunduğunu belirterek, “Katılımcı ıslah ve yerel çeşitler üzerinden hastalıklara dayanıklı, besin değeri yüksek çeşitler geliştirmek mümkün. Şirketlere mahkûm değiliz” ifadelerini kullandı.

Dokuzda 9 - Bizi Sosyal Medyada Takip Edin!

Bakmadan Geçme